Ordudan Atıldığını Operasyonda iken Öğrendi

22 Nisan 2012 Pazar 23:07
Ordudan Atıldığını Operasyonda iken Öğrendi

 Tugay Disiplin Subaylığı görevini yaparken 13 takdir belgesi alan emekli Binbaşı Şahin Akdoğan, 28 Şubat döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri(TSK)’nın ihraç kararını uygulamak için konut yönergesinde değişiklik yaptığını belirtti.

Akdoğan, yapılan bu değişikliğin ardından Van Erciş'te operasyonda iken TSK'dan ihraç edildiğini anlattı 28 Şubat post modern darbesinin ardından ülkede başlatılan cadı avı, TSK başta olmak üzere tüm devlet kurumlarında kendisini gösterdi. 



Mütedeyyin insanlar başörtüsü taktıkları ve görüşleri nedeniyle çok basit gerekçelere dayandırılarak bulundukları tüm kamu kurum ve kuruluşlarından kapı dışarı edildi. Birçok insan ve aile uygulanan bu politikadan dolayı mağdur edildi. 



O ailelerden biri de Akdoğan ailesiydi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde çalışan Şahin Akdoğan görüşleri ve eşinin başörtülü olması nedeniyle, Doğu’da Tendürek Dağı’nda bölücü terör örgütü PKK’ya operasyon düzenlerken görevinden uzaklaştırıldı. Eşi Fatma Akdoğan ise matematik öğretmeniydi. Eşinin ordudan uzaklaştırılmasının hemen ardından Erciş’ten tayinini Ankara’ya çıkardı. Ancak, Ankara’da öğrencilerine ders verirken çok sevdiği mesleğinden atıldığı bildirildi.



Şahin Akdoğan, 1979 yılında Kara Harp Okulunu bitirdi. Piyade Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra Edirne Mekanize Tugayı’nda göreve başladı.



Hopa’ya atandı, Amasya’da da görev yaptıktan sonra Van Erciş’te görevlendirildi. Erciş’te Tendürek Dağı’nda operasyondayken, 1998 Aralık Şurası'nda YAŞ kararı ile silahlı kuvvetlerden ihraç edildi. 



“DARBELER BATILILAŞMA HAREKETİ İLE BAŞLADI”

Şahin Akdoğan, darbelerin Osmanlı’da başladığını, darbeler sebebiyle 24 padişahın darbecilerin kontrolünde olduğunu ifade etti.



En sert darbenin 2. Mahmut döneminde Batılılaşma hareketi ile başladığını anlatan Akdoğan, Osmanlı’nın son döneminde başlayan bu din karşıtı darbeci zihniyetin Cumhuriyet’in kurulması ile tebaya indiğini söyledi.



Akdoğan, darbelerle hakkında şunları aktardı: “Medreseler, Kur'an kursları, tarikatlar ve cemaatler üzerine gidilerek bunlar yasaklandı. Bilgi, belge, kitap ve kaynaklar yakılmış. Böyle bir Cumhuriyet dönemine başlanmış. Bu süreç içersinde toplum sürekli baskı altında tutulmuş. 60 ihtilali, 71 Mart Muhtırası. 81 ihtilali, 12 Mart ve 28 Şubat'la toplum hep yönlendirilen, hep güdülen oldu. Toplumun ahlaki değerleri, ‘Onlar, bilmez bizim istediğimiz gibi olmalı’ şeklinde yönlendirilmeye maruz bırakıldı. Özellikle 28 Şubat sürecinde cuntacılar, bu toplumun dini ve kültürel değerlerini kendi anladıkları gibi şekillendirdiler. Bunu topluma hâkim kılmaya çalıştılar. Toplumu yapısı ile, kültürü ile, dini ile değiştirdiğiniz zaman bin yıl da geçse toplumun yeniden düzenlenmesi onlara göre zor olurdu. Ama herkesin bir planı var. Maalesef onların bin yıllık planı, işte 10 yılda bitti. Demek ki plan yapmakta da mahir değillermiş.”



“ASKERLERİN ORDUDAN ATILMA SÜRECİ LOJMANLAR YÖNETMELİĞİNİN DEĞİŞMESİYLE BAŞLADI”

Şahin Akdoğan, post modern darbe yıllarında toplumun önce memur kesiminden başlamak üzere aşama aşama fişlendiğini kaydetti.



Silahlı kuvvetlerindeki tasfiyenin çok hızlı olduğunu belirten Akdoğan, “Bu işin merkezinde darbeci Ergenekoncu ve 28 Şubatçı generaller vardı. TSK’daki hareketlenme topluma örnek olma adına hızlı başladı.



Hukuki bazda bunların ihraçlarının hiçbiri yasal değildi. Bunu anladıkları içindir ki ‘Konut Yönergesini’ değiştirerek ‘Lojmanlar bölgesi kışla garnizon komutanlığı yönergesine’ aldılar. Lojman yönetmenliğini de en son RP döneminde değiştirerek artık konutlarda onlara göre ‘Çağdaş olmayan kılık kıyafet içinde bulunanlar, konutlardan huzuru ve sükûnu bozduklarından dolayı artık çıkarılacaklar.’ ifadesi getirdiler. İşte, ‘Eşinin başını aç’ baskısı da bu yönetmeliğin değiştirilmesi ile başladı.



Açmamakta ısrar edildiğinde ise ‘emre itaatsizlikten’ işlemler başlatıyorlardı. O zaman dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener’i ziyaret ettiğimizde, şu bu yönetmeliğin imzalanması ile ilgili şu ifadeleri kullanmıştı: ‘Onu imzaladığım gece hamile imişim. Doğum yaptım ve bir sürü köpek doğurdum.’ Bu sözleri sarf ederken Akşener, gözleri dolmuş ve ağlamıştı. Yönetmeliğin zorla imzalatılması, Akşener’in bu sözleri söylemesine sebep olmuştu. Bu durum, onun ruh halini göstermesi açısından son derece önemliydi.”



“İRTİCA KAMPANYASI YILLAR ÖNCE BAŞLATILMIŞTI”

Akdoğan, 28 Şubat sürecine gelinceye kadar, TSK içersinde irtica ile ilgili kampanyaların yıllar öncesinden başlatıldığını ifade etti.



Bu doğrultuda kendilerine daha 1988 yılında baskıların başlatıldığını şöyle anlattı: “Benim hakkımda, ‘Dini milli duyguları her şeyin üstünde tutar. Bu konuda takip edilmelidir.’ diye not düşmüştüler. O dönem, tayindeydik. Artvin Hopa’ya alındıktan sonra, geldiler beni incelediler. Daha sonra durumumu ‘sakıncalı’ kapsamına almadan ‘şüpheli’ durumunda bıraktılar. Eşimi, benzer şekilde orduevine de almıyorlardı.” 



“CUNTACILAR NATO’NUN MENFAATLERİNİ ÜLKE MENFAATLERİNDEN ÜSTÜN TUTTULAR”

Emekli Binbaşı Şahin Akdoğan, darbe yapıldıktan sonraki süreçte cuntaların, dış güçlerin etkisi ile ülke menfaatlerine aykırı kararlar aldığına dikkat çekti. Akdoğan, “TSK, NATO’ya bağlı bir ordu olduğu için, özelikle darbeci generallerden bahsediyorum; bunlar bu ülkenin menfaatlerinden daha çok onun yandaşlarının menfaatleri doğrultusunda hareket edeceğini düşünüyorum. Dolayısıyla bu ülkenin menfaatleri de onlar açısından ikinci planda kalıyor.” dedi.



“BANKALARDAKİ PARALAR ERGENEKONCULARA AKTARILDI” 

Şahin Akdoğan, ihaleleri toplumun yeşil sermaye denilen kesimlere vermeyerek, banka yönetiminde uzman olduklarını ifade etti.



Bankalara atanan bu askerlerin belirlenen muhafazakâr insanlara kredi vermediğini belirten Akdoğan şöyle konuştu: “Onların isteğiyle muhafazakar kişilere bu imkânlar, krediler verilmedi. Yurt içindeki bankalardaki bu para kendi yandaşları olan Ergenekonculara aktarılarak Türkiye’nin ekonomisinde ciddi bir hasar oluşturuldu. Maksat da şuydu: Bu ülkeyi İsrail ve onun güdümündeki yandaşlara ekonomisi bitmiş olarak teslim etmek. Hesaplamadıkları bir şey vardı. Onların hesapları vardı, ancak tutmadı. Allah bu fırsatı onlara vermedi."



“28 ŞUBAT SORUŞTURMASININ ARDINDAN İNSANLAR BİZE İNANMAYA BAŞLADI”

Emekli Binbaşı Akdoğan, TSK’dan atılma gerekçesini şu an dahi anlayamadıklarını söyledi.



Akdoğan, bunu yıllardır çevrelerine anlatamadıklarını kaydetti: “Ortada bir şey yok, ama dünyanın en büyük suçunu işliyormuşuz gibi bir bakış açısı söz konusuydu. TSK’dan atılan en ağır suçu işlemiş gibi bir bakış açısı vardı. Biz bu olumsuz bakış açısı ile yıllarca uğraştık. Bu operasyonların yapılması ile ancak çevremizdeki insanlar bizim haklılığımıza inanmaya başladılar.” TSK’dan ihraç edilen askerlerin çok zor günler geçirdiklerini anlatan Akdoğan, buna rağmen ihraç edilen arkadaşlarının hukuken ve ahlaken suç sayılabilecek hiçbir şeye bulaşmadığını vurguladı. Akdoğan, buna karşılık darbeci yapılanmada yer alan askerlere yaptıkları işlerin yanlışlığı sorulduğunda, dalavereye üç kağıda sarılarak mahkemeye gitmemek ve hukukun önüne çıkmamak için her türlü filmi çevirdiklerinin altını çizdi.



SORUŞTURMA GENİŞLETİLMELİ

Akdoğan, 28 Şubat hakkında açılan soruşturmanın daha da genişletilmesini isteyerek sözlerine şöyle devam etti: “Sürecin çok detaylı olarak ortaya çıkarılması gerekir. Çünkü, bu ikinci aşamanın birçok boyutunun olacağını düşünüyorum. Ülke ekonomisini yurt dışına kaçıranların, bankaları hortumlayanların, ülkeyi soyanların da ortaya çıkarılmaları gerektiğine inanıyorum. Bu operasyonların daha bir kaç dalgasının olması gerektiğini düşünüyorum. Silahlı kuvvetleri yanlış algılanmaktan kurtarılmamız gerekiyor. TSK’da suç işleyenler hakkında gereği yapılmalı.”



FATMA AKDOĞAN: PERUĞUMLA BİLE ALAY ETTİLER

Eşinin ihracına neden olduğu için çok ağladığını söyleyen Fatma Akdoğan ise yaşanan olaylardan en çok çocuklarının etkilendiğini kaydetti.



Erciş’teyken, Kurmay Başkanı'nın hanımı ile aynı binada oturduklarını anlatan Fatma Akdoğan şunları söyledi: “Kurmay başkanının eşi bana sürekli ‘git’ diyordu. Çocuklar var, okulum orada, nasıl gideyim? Tugay Komutanı ile görüştüm, odasında BÇG'den bir yüzbaşı vardı. Bana başımı açmamı söyledi, ertesi gün eşime ‘Peruk taksın’ demiş. İstemediğim bir şeyi zorla yaptırdılar, lojmanlardan servise binerken peruk taktım. Servise binerken BÇG'den gelen yüzbaşı başımı açmış mıyım açmamış mıyım diye orada bekliyor. O 2 ay kabus gibiydi, kafamda peruk, bana ait olmayan bir şey, sanki açık cezaevinde yaşıyordum. Perukla dalga geçmek için beni çaya davet ediyorlardı.”



Fatma Akdoğan, daha sonra Ankara'ya tayin edildiğini, burada da benzer sıkıntılar ile karşılaştığı anlattı: “Okulda her gün başımı açmamı istediler. Hakkımda soruşturma açtılar, sonra açığa aldılar, daha sonra da zaten meslekten ihraç edildim. Başımız örtülü olduğu için öğretmen arkadaşlar da bizimle konuşmuyordu. Bir gün dersteyken sınıfa bir arkadaş geldi, müdürün dersten çıkmamı istediğini, görevimize son verildiğini söyledi.



'Zil çalınca çıkacağım' dedim, biraz sonra tekrar geldi, 'Polis gönderecekler dersten çıkmazsanız' dedi.



Öğretmenlikten ve memuriyetten uzaklaştırıldım. Dışarıdan emeklilik süremi tamamlayarak emekli oldum.” Ailenin büyük kızı Elif Akdoğan tıp fakültesi okuyor. Başörtülü olduğu için okul yönetiminin kendilerine baskı uyguladığını ifade eden Akdoğan, tedirginlik yaşadığını söyledi .

beyazgazete

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.