Ölüm Gerçeği Karşısında İnsanın Çaresizliği

Hepimizin aklına geldikçe ürperten bir gerçek ölüm...Bu yazı sizi sürükleyecek.

24 Ocak 2013 Perşembe 23:57
Ölüm Gerçeği Karşısında İnsanın Çaresizliği

 

Yaşayanları sınırsız övgüye zorlayan şey, sanırım, insanın ölüm karşısında duyduğu derin çaresizlikle ölüye sağken çektirdiklerinin bedelini ödeme arzusudur…
 
 
 
Bir nevi helâlleşme…
 
 
Çok büyüktü…
Çok başarılıydı…
Çok müthişti…
Çok çalışkandı…
Çok kararlıydı…
Çok istikrarlıydı…
Çok cesurdu…
Çok muhteşemdi…
Çok becerikliydi…
Çok güzeldi…
Çok yakışıklıydı…
Çok neşeliydi…
 
 
Dikkat edin, hepsi “di” ve “dı… 
Yani bitti… 
Yani öldü!
 
 
İnsan ölünce, dünyadaki makam ve mevkiler gibi, sıfatlar da biter…
Dünyevi olan her şey geride kalır…
 
Değerlendirme kriterleri de doğal olarak farklılaşır…
 
Meselâ, “iyi insan mıydı?” diye sorgulanır.
 
Ama bir insanın gerçek anlamda “iyi” mi, “kötü” mü olduğuna, öteki insanlar karar veremez. 
Bu kararı ancak ve sadece Allah verir: Allah’ın belirlemesi ise, kendi buyruğunun gereği olarak, dünyevi kriterlere göre değildir…
 
Yani ne kadar başarılı, ne kadar becerikli, ne kadar istikrarlı, ne kadar ihtişamlı olduğuna bakmaz…
Hükümlerine göre yaşayıp yaşamadığına bakar.
 
Hükümler belli: En başta “Amentü”nün içinde ne varsa sorgusuz-sualsiz iman…
Bunları tasdik anlamında da “Kelime-i şahadet…”
 
Sonra namaz…
Oruç…
Hac…
Zekât…
 
Bir gün bile namaz kılmayan, bir gün bile oruç tutmayan biri şayet “iyi biri” olarak ilân ediliyorsa, bilin ki, kullanılan ölçüler ahrette hiçbir geçerliliği olmayan dünyevi ölçülerdir. Ne yaşayanlara, ne de ölene bir katkı sağlar.
Oysa ölüm en büyük ibrettir! İbret alabilmek açısından, ölçüyü kaçırmamak lâzım…
Övgü yerine “Fatiha” okumanın daha geçerli olduğu bir noktada bulunulduğunu da hatırlamak gerekiyor. 
 
 
Ölen meşhurları yere-göğe sığdıramamak âdet oldu…
Bir tarafıyla bu yaklaşım güzeldir: Çünkü ölülerimizi iyi sözlerle hatırlamak, Peygamber-i Âlişan’ın tavsiyesidir…
 
Ayrıca da son derece insancıl bir yaklaşımdır.
İnsanın kıymeti sağken bilinmeli ve kıymetinin bilindiği o insana yansıtılmalıdır.
Bence doğru yaklaşım budur.
 
Ancak bunu da abarttık: Sağken yüzüne bakmadığımız ya da yüreğine defalarca bastığımız insanlar, ölünce birden “kıymet” haline geliyor…
 
“Kör ölür, şehlâ gözlü olur” sözünü hatırlatacak değilim, bunun yerine “ölüm gerçeği”ni hatırlatmakla yetineceğim…
 
Zira bu gerçekle iç içe yaşamak, hatalarımızı bir nebze azaltabilir.
 
Yavuz Bahadıroğlu / Haber Vaktim
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.