Ankara, merkezini gezmekle bitecek bir şehir değil

Şehir merkezinden biraz uzaklaşıp kafa dinlemek isteyen Ankaralıların gidecek çok yeri var. Eskiye nazaran mesire alanlarının sayısının artması Başkentlileri şehir sitresinden birazda olsa uzaklatırıyor.

19 Ekim 2013 Cumartesi 23:39
Ankara, merkezini gezmekle bitecek bir şehir değil

Bugün Gazetesi'nden Zahide Bilsay Ankara'yı yazdı. İşte Bilsay'ın o yazısı:

Niyet, sonbahara adım atarken başkenti merkez üssü alıp kısa hafta sonu kaçamakları için alternatifler öğrenmekti.

Ankara bize çok daha fazlasını sundu. Bu gezi hem adı “hüzünlü” sıfatıyla birlikte anılan bir mevsimin neşeli ve canlı olabileceğini kanıtladı hem de “Ankara’da deniz yok” diyenlere gölleriyle en güzel cevapları verdi.

Siz yine de burada yazılanlarla yetinmeyin. Yeşilin her tonu ve mis gibi havasıyla bir terapi merkezi etkisindeki Keskinköprü Gölü’ne gidin. Çubuk Barajı’nı ihmal etmeyin ki hayatın yeniden damarlarınızda aktığını fark edin. 1850 metre yükseğe çıkın, Elmadağ’ın sonbahar rüzgarı içinizi ürpertsin, canlandığınızı hissedin. Sonbahar Ankara’ya çok yakışır, doyasıya yaşayın.

GORDİON (YASSIHÖYÜK)

Şehir merkezine yaklaşık 90 km uzakta. Hepimizin bildiği, eşekkulakları dilden dile anlatılan Kral Midas ile ünlü Gordion. Gordios düğümü de var elbette, hani kimsenin çözemediği, Büyük İskender’in kılıcıyla keserek çözdüğü düğüm. Hani o günden sonra kaba gücün akıla galip gelmesinin simgesi olan düğüm. Daha pek çok hikâyesi var Gordion’un. Size anlatmasını istiyorsanız biraz vakit ayırmanız, biraz da hayal gücünüzü kullanmanız yeterli.

Kentin tarihi M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzanıyor. Frigya’nın başkenti olması ise 9. yüzyıla rastlıyor. Farklı kavimler tarafından defalarca yıkılan Gordion her seferinde küllerinden doğmayı bilmiş. Tarihteki ünlü Kral Yolu’nun da geçtiği şehir bir dönem ticari ve askeri merkez haline gelmiş. Kazıların başlaması 1900’lerin ilk yıllarına denk geliyor. Dikkatleri üzerine çekmesi ve eskinin Midas şehri olduğunun kanıtlanması ise 1950’leri bulmuş.

KUŞLARI DOĞAL ORTAMLARINDA İZLEYİN

Burası doğaseverler için bulunmaz bir nimet. Mogan Gölü kuşları doğal ortamlarında görmek ve incelemek isteyenler için de önemli bir yer. Soyları tehlike altında olan kimi kuş türlerinin üreme alanı olması Gölbaşı’nı kuş gözlemcileri için bir çekim merkezi haline getirmiş.

10 km kadar dışına çıkın Gölbaşı’nın. Bala yolundan devam ettiğinizde karşınıza eşi benzeri zor bulunan bir görüntü çıkacak. Beynam Ormanı doğal bir orman, sit alanı ilan edilmiş. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği ise Şah Kartalı’nı hassas tür listesine almış, yani insanları bu türün soyunun tehlikede olduğuna dair uyarmış.

Çok endemik tür var Gölbaşı’nda. Bunlardan biri de “sevgi çiçeği” ve ne yazık ki bilinçsiz kullanılan tarım ve böcek ilaçlarının tehdidi altında. Ağanın oğlu ile fakir çoban kızın aşkını anlatıyor. Kavuşmalarına izin verilmeyen sevgililerin mezarlarında açan kırmızı ve mor çiçeklere sevgi çiçeği adını vermiş köylüler. O gün bu gün aynı adla anılmaya devam ediyor. 

İnsanlığın geçmişine ışık tutan bulgular

M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenen devasa kent kapısından girilip, uzun bir koridorla ulaşılıyor şehre. Silah deposu olarak da kullanılan avlular, 2 odalı zemini mozaik kaplı “megaron” denen evler o zamanki yaşamla ilgili fikir edinmenizi sağlıyor. Özellikleriyle öne çıkan bir megaronun ise kral evi olduğu düşünülüyor. Teras şeklinde dizili olan yapılar saraya hizmet sağlayanlar.

Kral Midas’a ait olduğu söylenen tümülüs ise son çalışmalarda daha önceki yıllara tarihlenmiş. Hem bulunduğumuz coğrafyanın hem de tüm insanlığın geçmişine ışık tutan bulguların bir kısmı Gordion Müzesi’nde sergileniyor. Aralarında dünyanın en eskisi olduğu söylenen mozaikler de var. Bazıları İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne, bir kısmı da Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne gönderilmiş.

Dokunduğu her şeyi altına çevirdiğine ve eşekkulaklı olduğuna inanılan Kral Midas’ın kemikleri ise Ankara’da. Önerim gelmeden bir müze kart almanız. Bu sayede sadece Gordion’u değil ülkedeki tüm müze ve ören yerlerini ücret ödemenden gezebilirsiniz. Yassıhöyük 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine alınmış. Tüm dilekler ve çabalar asıl listede hak ettiği yeri alması yönünde.

Hazırlıklı gidin!

Sıradanla yetinmeyip fazlasını isteyenler için muhteşem bir yer Çamlıdere Pelitçik Köyü. Burası bir jeoloji parkı ve koruma altında. 20 milyon yaşında taşlaşmış orman görenlerin nefeslerini kesiyor. Yaşları 10-20 milyon olan bitki ve hayvan fosilleri sizi heyecanlandırıyorsa yönünüzü Beşkonak’a da çevirin. Balık fosilleri kafanızı karıştırsın. Ankara’nın da peri bacaları var, görün. Bu gezilere hazırlıklı gidin, tesis bulmakta zorlanabilirsiniz. Ancak en önemlisi fotoğraf makineniz, unutmayın sonra çok üzülürsünüz.

Romalılar’dan beri şifa dağıtan kaplıcaları ile de ünlü Kızılcahamam. Aralarında romatizma, böbrek, sindirim sistemi ve kadın hastalıklarının da olduğu birçok hastalığa iyi geldiği söyleniyor. Doktorunuza danışmayı unutmayın. Yöresel pazarı kaçırmayın. Rengarenk bir tablo, mis gibi kokan sebze ve meyveleriyle başınızı döndürmeden bırakmayacak.

Büyük şehrin yorduğu beyninizi ve ruhunuzu onardınız Kızılcahamam’da. Şimdi de “Onlar” için bir şey yapın ve Olucak Köyü’ne gidin. Türkiye’nin ilk Şehitler Anıt Ağacı’nı ziyaret edin. Binlerce şehit künyesini dallarında göreceğiniz ağaç insanın içini acıtıyor. Duanızı eksik etmeyin.

Zaman içinde bir marka: Gölbaşı

Merkezden sadece 20 km uzakta. Üstelik otobüs ve dolmuşlarla ulaşım çok kolay. Adının tekil olması sizi şaşırtmasın, aslında birbiriyle bağlantılı 2 gölü var Gölbaşı’nın; Mogan ve Eymir. Her ikisinin de su kaynağı Elmadağ’dan. Dereler Mogan’ı besliyor, Mogan da Eymir’i. Gölbaşı zaman içinde bir marka haline gelmiş. Şehir stresinden uzaklaşıyor ve hayatın can sıkan gerçeklerini arkanızda bırakıyorsunuz.

Önce etrafta bir keşif gezisi yapın. Mogan Parkı’nı ve Atatürk Sahil Parkı’nı dolaşın. Yorgunluğu atmanın en sıcak yolu küçük kafeler. Su sporları için uygun bir yerdesiniz. Bisiklet, trekking, yamaç paraşütü ve mağara gezileri de seçenekleriniz arasında. Doğru mevsimdeyseniz ve balık tutmak sizi dinlendiriyorsa yanınızda malzemelerinizi götürmenizi öneririm. Tesisler her türlü ihtiyacı karşılayacak yeterlilikte ancak piknik size daha cazip geliyorsa Gölbaşı bu olanağı da sağlıyor.

BİR KAÇIŞ NOKTASI: KIZILCAHAMAM

İç Anadolu’dan Karadeniz’e uzanan bir köprü gibi Kızılcahamam. Şehir merkezinden yaklaşık 80 km uzaklıktaki ilçe başkent insanı için stresin atıldığı, doğanın nimetlerinden yararlanıldığı bir kaçış noktası.

Geniş ormanlık alanı, konaklama ve dinlenme tesisleri, milli parkı ve kaplıcaları ile her yaştan insanın ilgisini çekebiliyor. 1800 metre rakımlı Soğuksu Milli Parkı 1950’lerin sonunda açılmış. Tesisler yeterli ama iflah olmaz romantiklerdenseniz ve çadırda kalmak isterseniz izin almak zorundasınız.

Ormanın ev sahipliği yaptığı onlarca hayvan çeşidi var. Kara akbaba doymak bilmez insan hırsının kurbanı olmaya başlayınca parkta koruma altına alınmış. Yürüyüş yapın, kuşlarla arkadaş olun ve fotoğraf çekin. Muhteşem renklerin sarmaladığı huzur dolu ortamdan ayrılmak istemeyeceksiniz

Son Güncelleme: 23.10.2013 23:38
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa 2013-10-20 23:32:38

ne olursa olsun büyükşehirde yaşamak çile