TMMOB’dakiler Mühendiste Nükleer Santraller, Yollar, Köprüler, Havalimanları İnşa Edenler Mühendis Değil Mi?

1955 yılında başlayan nükleer güç santrali kurma hayali nihayet somutlaştı ve Akkuyu Nükleer Güç Santralinin temeli atıldı. İnşaallah 2023 yılında da faaliyete geçecek.

Kamuoyunun kendilerini Gezi ayaklanması ve sonrasında Havalimanı, köprü, elektrik santrali, nükleer santral, baraj, yol gibi alt yapı yatırımlarından derhal vazgeçilmesi için hükümetle pazarlığa oturan heyetin başını çekmeleri ile tanıdığı TMMOB (Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği) açıklama yapmış.

“Ülkemizin ve coğrafyamızın geleceğini tehlikeye atan nükleer macerasından derhal vazgeçilmelidir” Türkiye’de taş üstüne taş konulmamasını, bir çivi çakılmamasını kendine görev edinmiş olan TMMOB bu açıklamasında; meslekleri gereği (bunlar mühendis ya) nükleer santralin gereksiz olduğunu, çevre felaketine yol açacağını, çok pahalı olduğunu, üretilecek elektriğe ihtiyaç olmadığını söylemişler.

Aklıma nedense hidroelektrik santraller yapılırken buna karşı çıkan bir siyasetçinin “Bu kadar elektriği ne yapacağız toprağa mı vereceğiz” şeklindeki veciz sözü aklıma geldi.

Tabii bütün ülkeler bir ilerleme yarışındayken bizler “artık burada duralım, yeni fabrikaya, yeni sanayiye, yeni yatırımlara ihtiyaç yok, hatta elektrik tüketen ne kadar tesisimiz varsa kapatalım, gidelim ağaç kovuğunda yaşayalım” dersek gerçekten de elektriğe gerek olmaz.

Kardeşim dünyanın en bilimsel en kalite mühendisleri bizde mi var?

Rusya’da, ABD’de, Fransa’da, İngiltere’de, İran’da, Çin’de ve nükleer tesisi bulunan bütün ülkelerdeki mühendislerin hepsinin de bu açıklamalara imza atan mühendisler kadar kafası çalışmıyor mu?

Yahut onların tamamı vatan haini mi ki yapılan nükleer yatırımlara hiç ses çıkarmıyorlar. ”Ses çıkarmayalım da bırakalım yapsınlar nükleer santralleri belalarını bulsunlar” mı diyorlar?

Şimdiye kadar yapılmış ve yapılmakta olan dev yatırımlarımızı projelendiren, inşa edenler yine bizim mühendislerimiz değil mi? Peki dünya üzerinde kurulu onca nükleer santrali doktorlar, avukatlar, muhasebeciler mi projelendirdi inşa etti.

Onlar mühendis değil miydi? Dünyaya baktığımızda halen 30 ülkede  438 nükleer santral reaktörünün enerji üretiminde kullanıldığını 42 nükleer santralin ise inşasının devam ettiğini görüyoruz. (Hani bir de bunların nükleer santrallerden dünya vazgeçiyor söylemi vardı ya) Avrupa Birliği üyesi 14 ülkede 129 nükleer santral mevcut.

Bugün ABD’de 104, Rusya’da 31, Çin’de 11, Fransa’da 59, Almanya’da 17, Kanada’da 18, Hindistan’da 17, Minicik İsviçre’de 5 nükleer güç santrali mevcut.

Nükleer santrale karşı çıkan TMMOB diğer elektrik santrallerine de sıcak bakmıyor tabii.

Onlar termik santrale ve hidroelektrik santrale de karşı çıkıyorlar. Aslında elektriğe karşılar. Tabi dertleri sadece elektrik değil bu arkadaşların. Kanal İstanbul’a da karşılar.

TMMOB İstanbul İl Koordinasyonu Kanal İstanbul raporunu açıklamış. Kanal İstanbul “coğrafik, ekolojik, sosyolojik kentsel ve kültürel kısacası yaşamsal bir yıkım ve felaket önerisi” olarak nitelenmiş ve derhal vazgeçilmeliymiş. Sosyoloji ve kültürün mühendislik alanı olduğunu bilmiyordum. Onu da öğrenmiş oldum.

Tabi açıklamada “3. Havalimanı ve 3. Köprü bağlantı yollarından geriye kalan orman alanları” denilerek bu yatırımlara da olumsuz göndermede bulunma unutulmamış. Tabii bütün bu projelerde hiç mühendis görev almıyor.

Onun için nereden bilecekler “coğrafik, ekolojik, sosyolojik kentsel, kültürel ve yaşamsal” etkilerini.

Elin adamı Süveyş kanalı ile Hint Okanusu’nu Kızıldeniz üzerinden Akdeniz’e bağlamış, Güney Amerika’yı ve Kuzey Amerika’yı ortadan bölüp Atlas Okyanusu ve Büyük Okyanus’u Panama Kanalı ile birbirine bağlamış.

Demek ki onların mühendislerinin kafası çok çalışmıyormuş karşı çıkmamışlar. Hatta katkıda bulunmuşlar bizzat bu projelerin gerçekleşmesi için hesap kitap yapmışlar kafa yormuşlar.

Bu arada havalimanı çevrenin neyine zararlıydı. Hani üçüncü havalimanı inşaatımız tamamlanmak üzere de. Tekrar etseler de öğrensek, aynı hatayı bir daha tekrarlamasak.

İnternette araştırınca buldum bazı bilimsel (!) açıklamalarını. “3.havalimanı projesi doğal yaşam ortamlarının ve önemli su havzalarının yok olması ile sonuçlanacak olup proje; ekolojik ve jeolojik kriterler, zemin özellikleri, kazı ve dolgu alanları,  kent bilimi ve uçuş güvenliği açısından kabul edilebilir değil” miş.

Sokullu Mehmet Paşa Don ile Volga ırmaklarını bir kanalla birleştirme projesinden bu TMOB yöneticilerinin bilimsel raporları üzerine mi vazgeçtiydi acaba. O konuya da artık TMMOB el atmasın. Onu da tarihçiler araştırsın bari.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.