Surç’ta Yaşanan terör saldırısı sonrası HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarını hayretle izledik. 

Demirtaş açıklamasında: ''En önemli konu, artık halkımız kendi güvenliğini almak durumunda.Tüm il ve ilçe teşkilatlarımız kendi güvenlik tedbirlerini almalıdırlar. Bakın iddia ediyorum Suruç'ta açıklama yapacak gençlerin tamamı kayıt altındadırlar. Orada kimler var Emniyet biliyordur. Kimse kimseyi kandırmasın. Devlet oraya kim gelecek kim gidecek biliyor. Böyle günler çok önemlidir. Herkes dayanışma içinde olmalıdır. Biz yarın MYK'da tüm gelişmeleri değerlendireceğiz. Halkımızı da bilgilendireceğiz.'' sözlerini sarfetti.

Demirtaş açıklamasında aslında şunu söylüyor. “Devlet bizi koruyamıyor. Bilakis bu olayların olmasına devlet göz yumuyor. Bizler kendi milis güçlerimizi oluşturup kendimizi koruyacağız.” 

Bu açıklamada bahsedilen “halkımız” kavramıyla kastedilen halk kimdir onunda üzerinde de düşünülmesi gerekmektedir. Seçim öncesinde Türkiye Partisi olduğunu her fırsatta söyleyen HDP’nin “halkımız” kavramıyla kastettiği Kürt vatandaşlarımız ise Türkiye’liliğin sadece bir vitrin olduğu ve konuşmalarda bilinçaltının ortaya çıktığı görülmektedir.

Eğer bizler bütün vatandaşları kastediyoruz diyorlarsa belli bir grup dışında etnik kökeni ne olursa olsun bütün vatandaşlarımızın dayandığı ve güvendiği güç Devletin güvenlik güçleridir. 

Öte yandan bu açıklamanın gerçeklerle de hiç alakasının olmadığı herkesin malumudur.  Zira o toplantıda Devlet maalesef yoktur. Çünkü oraya sokulmamıştır. Veya toplantıya Devlet tam olarak hakim olamamıştır. 

Marjinal sol gruplar ve özellikle PKK sempatizanı oluşumlar tarafından düzenlenen toplantı ve gösteriler de polise karşı takınılan tutum bütün kamuoyunun malumudur.

Bu tip gösterilerde polis güvenlik gücü olarak değil taşla, havai fişekle, pompalı tüfekle, Molotof kokteyliyle saldırılacak düşman güç olarak görülmektedir.

Polisin katılımcıların güvenliğini sağlamaya yönelik tedbirler almasını engellemeye yönelik her türlü zorluk çıkarılmakta, üst araması yaptırmamak için karmaşa çıkarılmakta, kontrol noktalarına konulan x-ray cihazları yıkılmakta ve bu şekilde devamlı surette kontrolsüz bir ortam yaratılmaktadır.

Diyarbakır mitinginde meydana gelen patlamanın sebebi de Suruç’daki patlamanın sebebi de aslında polisin emniyet tedbiri almasının engellenmesidir. 
Olayın polisin gerekli güvenlik tedbirlerini alınmasının engellenmesinden kaynaklandığı açıktır.

Suruç’taki patlamadan sonra alana polisin sokulmadığı, kendileri tarafından da hiçbir önlem alınmadığı, kameraların çalışmadığı anlaşıldı.

Açık olmayan husus bu tip engellemelerin bilinçli olarak yapılıp yapılmadığıdır.

Yani bir takım odaklar emniyet güçlerini engelleyerek bu şekilde olaylar meydana gelmesine zemin mi hazırlamaktadır yoksa içinde bulundukları hayal dünyasında yüzleri kapalı, ne idüğü belirsiz, hiçbir sorumluluğu bulunmayan sokak serserileriyle güvenliği sağlayacaklarına gerçekten inanmakta mıdırlar?

Selahattin Demirtaş yaptığı açıklamaya kendisi inanmış mıdır bilmem ama ülkenin her tarafında ve özellikle güneydoğu illerimizde halkın güvenlik güçlerini sokaklarda huzurun teminatı olarak görmek istediğine şüphe yok.  

Ne olursa olsun devlet otoritesinin ve devletin güvenlik görevlilerinin olmadığı yerde halkın can ve mal güvenliğinden, hayat hakkından bahsetmenin imkanı yoktur. Geçen yıl 6-7 Ekim’de Diyarbakır’da başlayıp oradan da diğer illerimize yayılan ve çok sayıda vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan olaylar da devlet otoritesinin önemini açıkça göstermektedir. 

Kamuoyunun hissettiği güvenlik zaafiyeti algısının bir an önce ortadan kaldırılmasının tek yolu Devletin Güvenlik Güçlerinin bir an evvel bütün yurtta asayiş ve güvenliği sağlamasıdır. Sokakların, yol kesen, araç durduran, insanları sorguya çeken, yargılayan, tipine bakan infaz eden maskeli ve silahlı eşkıyalardan temizlenmesi gerekir. 
Eğer bu kararlılıkla hareket edilmezse nice evlatlarımızın terörün kurbanı olacağı da gün gibi görünmektedir. 

Diğer yandan; bu gün öyle bir ortam oluştu ki; Türkiye illegal faaliyetlerde bulunan ve terörle bilinen bütün örgütlerin düşmanı haline geldi. Birbiriyle savaşıyor görünen birbirine düşman görünen PKK’nın, PYD’nin ve DAİŞ’in ortak düşmanı Türkiye. DAİŞ Suruç’ta bomba patlatıyor PKK polisimize askerimize saldırıyor ve hunharca şehid ediyor.

Öbür taraftan DAİŞ ülkemiz aleyhine düşmanca açıklamalar yapıyor ve sınırda askerimize saldırıyor ve askerimizi şehid ediyor. PYD’nin tutumu zaten belli. Böyle bir ortamda ister istemez insanın aklına bu illegal oluşumlar arasında gizli bir ortaklık mı var diye sorular geliyor. 

Bu güne kadar nice badireler atlatan Türkiye bu günkü terör sarmalından da İnşaallah kurtulacaktır. Temennim daha fazla canlar yanmadan bunun gerçekleşmesidir.

Not: Ceylanpınar’da Diyarbakır’da, Kilis’te haince şehid edilen polislerimize ve askerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyor yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.