“Seni seviyoruz, savunan adam“

Star Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren bugünkü köşesinde 28 Şubat'ı yazdı. Fakat, Erbakan Hoca için değil, Erdoğan için

27 Şubat 2014 Perşembe 12:26
“Seni seviyoruz, savunan adam“
İşte Taşgetiren'in  o yazısı:

Yarın 28 Şubat. Ama hayır, bu yazı Erbakan Hoca için değil. Savunan adam bugün Tayyip Erdoğan.

Her türlü kumpasa karşı milletinin iradesini savunan adam. 17 yıl önceki “Savunan adam” yazısı da sadece Erbakan için değildi. Bakın o yazıya, şu ifadeleri okuyacaksınız bir yerinde:

“Orada, sanık sandalyesindeki siluetini çizmeye çalıştı içinde. Orada tek bir kişi yoktu. Sürekli değişen, milyonlarca değişen insan siluetleri vardı. Sanki savunmanın her kelimesini bir başka kişi seslendiriyordu. Sanki hiç bitmemiş bir duruşmadan kesitlerdi gözlediği. Sanki bu görüntü hiç değişmemişti. Sanki gözü kendisine aitti savunan adamın, yüreği dedesine, elleri babasına, tebessümü çocuğuna... “Bu, benim, dedi, hiç şüphesiz bu benim.”

Evet, Tayyip Erdoğan bugün sizsiniz.

Bir büyük proje var. Büyük senaryo.

Hiç şüpheniz olmasın, Menderes’i yakan proje bu, Özal’a tuzak kuran, Erbakan’ı sanık sandalyesine oturtan proje. Hatta Demirel’in, “Türkiye pistte hızlanan uçak misali, tam kalkış -take off- anında başına vurulup düşürülüyor” dediği proje. Türkiye’yi vurma projesi.

Mısır’da Sisi bu, Suriye’de Esed’in varil bombası, Orta Afrika’da Müslüman kıyımı, Filistin’de Gazze ablukası, Arap baharına tuzak bu, Bangladeş’te idam cezası, Myanmar’da Müslümanın gözyaşı.

Tayyip Erdoğan bunların tamamındaki ümit boyutu. Türkiye bugün Tayyip Erdoğan’ın şahsında bir kere daha vuruluyor. Dün Erbakan’ın şahsında vurulmuştu 28 Şubat’la.

Erbakan’ın günahı, “Türkiye dünyanın etkili güçlerinden birisi olsun” demesiydi. En azından kendi bulunduğu coğrafyada, bu coğrafyanın yeniden inşası ile, farklı bir güç merkezi haline gelsin” davasıydı.

Vurdular onu, yolunu kestiler 28 Şubat’la.

Onlar Ecevit’i bile Irak’ta uluslararası projeye muhalif kaldığı için terbiye etmeye yöneldiler.

Bir büyük proje var, bir senaryo.

Hiç kimse hemen rollere soyunmasın.

Bir gün projenin ya da senaryonun hangi safhasında devreye sokulduğunun farkına vardığında saçını başını yolabilir.

Ey dinlemelerin polis - savcı - yargı zincirinde rol alanlar, ey montaj - dublaj - kaset operasyonundan heyecan duyup uğruna manşetler dizayn edenler, ey kaset heyecanı ile gece yarısı parti yönetimini toplayanlar, ey el ele verip Tayyip Erdoğan’a diz çöktürmeye ramak kaldı heyecanları ile adrenalinin dopingi içine girip manşet düzenleyenler...

Utanırsınız sonunda.

28 Şubat günlerini yaşıyoruz.

Şubat soğuğuna senaryo yazanlar, bir gün şu an rol aldıkları “Şubat soğuğu” senaryosunu, dilerim “Ağlama duvarı”na döndürmezler.

28 Şubat bir post - modern darbe idi. Darbeyi asker yapardı, ama burada, “silahsız kuvvetler” devreye sokulmuş ve ucu Meclis’te parti grubunun çözülmesine kadar uzanan bir proje, ama bana göre, ucu uluslararası odaklarla bağlantılı bir proje devreye sokulmuştu.  

Demirel dedi ki, “One Minute” günlerinde, “Bunun bir faturası olur.” 

Acaba bugün ne düşünüyordur, fatura adına?

Acaba Tayyip Erdoğan’a “Eksen kayması” teorilerinin faturası mı ödetilmek istenmektedir?

Peki ama bu içerden rol üstlenenler ne oluyor? Bugün Baba - Oğul Erdoğanlar’ın kasetinin nasıl hazırlandığına dair olağan şüpheli, gazetenin birinci sayfasının dizaynı ile apaçık ortaya çıkıyor.

Ama asıl senaryo onların mı?

Kılıçdaroğlu’nu gece yarısı harekete geçirenler de onlar mı? Onların, bütün bir siyaseti dizayn edecek bir merkezi yapıları mevcut mu?

Kılıçdaroğlu, Türkiye siyasetinin yarınlarını görebiliyor ve bugün üstlendiği rolün yarın kendisi ve ülke için ne anlama geldiğini tasavvur edebiliyor mu? Anadolu, şehir şehir Tayyip Erdoğan’ı bağrına basıyor.

“Projecilere rağmen seni seviyoruz” diye sesleniyor. Bu Anadolu yüreğini, Anadolu’nun bu kalbi selim duyarlılığını anlıyor mu projenin yerli aktörleri?  Anadolu “Bu adam haram yemez” diyor yüreğinden kopan bir sesle. Seçim sonuçları nasıl çıkacak biliyor musunuz, “Seni seviyoruz” haykırışı ile çıkacak.

Her dinleme, her kaset olayı, karanlık, ürkütücü, Başbakan’ı bile vurabilecek boyutta, “dokunanın yandığı”  dolayısıyla herkes için tehdit niteliği arz eden bir yapının varlığını pekiştiriyor, anlamıyor musunuz?  

Ben eminim, sonunda iki ayakta güç kalsa, paralel yapı ve CHP, onlar birbirini vuracaklar. Böyle yapılar elde ettiklerini paylaşırken birbirini ifna ederler çünkü.
Son Güncelleme: 28.02.2014 00:24
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.