Soma’da kömür ocaklarında meydana gelen elim kaza hepimizi acıya ve üzüntüye boğdu.

Bu ülkeyi alın terleriyle ayakta tutan çok sayıda işçi kardeşimiz Hakk’ın rahmetine kavuştu.

Allah rahmet etsin hepsine, mekanları cennet olsun. Merhum kardeşlerimizin yakınlarına da Allah sabır ve dayanma gücü versin inşaallah. 

Gidenleri geri getirmek mümkün değil ama, benzeri faciaların bir daha tekrarlanmaması için bu faciadan gerekli derslerin çıkarılacağına ve ihmali ve kusuru olanlar varsa şiddetle üzerlerine gidileceğine de inanıyorum.

Bu üzücü felaket nedeniyle üç çeşit insan manzarası ortaya çıktı.

Birincisi milletin ekserini temsil eden oradaki işçilerimizle omuz omuza gönül gönüle olan, işçi yakınlarının acılarını yüreklerinde hissederek televizyonların başında dahi göz yaşı döküp bu facia için neler yapabilirim diye çırpınan, işini gücünü bırakıp yardıma koşan Anadolu’nun has evlatları.

İkincisi, kaybettiğimiz insan sayısını sadece istatistiki bir rakam olarak görüp, Türkiye nüfusuna oranlayıp sadece yazık olmuş deyip hayatına devam eden, lokması boğazına düğümlenmeyen, eğlencesinden, aktivitesinden bir nebze olsun geri kalmayan küçük bir kesim.

Üçüncüsü ise olay nedeniyle üzülmek şöyle dursun adeta sevinç duyan, keşke bir felaket olsa da ortaya çıksak diye karanlık kuytularda bekleyen ölümlerden, acılardan beslenen ellerine aldıkları paçavralarla, Molotof bombalarıyla, taşlarla sopalarla sokaklara dökülen kıran, döken, yakan yıkan, insanlıktan nasibini almamış bir zavallılar güruhu. 

Gerek Soma’lılar gerekse bu aziz millet olanları izliyor ve fedakarlıkları, çirkinlikleri, samimiyeti, yapmacıklığı, fırsat düşkünlüğünü, ölümlerden medet umanları değerlendiriyor ve notunu veriyor. 

Bu ülkede her karışıklıktan bir devrim çıkarmaya çalışanların anlayamadığı bir şey varsa o da bu milletin üstün ferasetidir. Kendilerini milletten üstün gören bu zavallılar her seferinde milleti sokak terörüyle galeyana getiririz zannıyla ortaya dökülüyorlar ve sonra milli iradeye toslayıp kıçlarının üzerine oturuyorlar.

Ama milletteki basiretin yüzde biri kendilerinde olmadığı için nerede hata yaptıklarını bir türlü anlayamıyorlar.
Anlamaları da mümkün değil.

***

Olayın meydana gelmesiyle birlikte bazı gruplar oluşumlar “hükümet istifa” sloganları atmaya başladılar.  Merak ettiğim husus ise gerçekten hükümet istifa etse “hükümet istifa” diyenler nasıl hükümet edecekler?

DİSK, KESK, TMMOB, Türk Tabipler Birliği ve hatta Türk Diş Hekimleri Birliği “katil AKP” naraları ile Çalışma Bakanlığının önüne toplanıp ortak açıklama yapıyorlar. Yine hükümeti istifaya davet ediyorlar. Bu kömür madenini sanki devlet işletiyor. Varsa bir kusur ihmal bunda işverenin, TMMOB üyesi olan iş güvenliği uzmanlarının, buralarda örgütlenen sendikanın hiç mi kabahati yok.

Hatta varsa bir kusur bu kusururun sorumluluğu önce işverene, sonra buradaki iş güvenliği uzmanlarına, sonra buradaki örgütlü sendikaya düşmez mi?

Sanki biraz da “baskın basanındır” taktiği uygulanıyor. Her şeyi hükümetin üstüne yık kurtul.  

Ben de buradan sendikalara ve meslek odalarına sesleniyorum. Hepiniz de üyelerinizden yüksek oranlarda aidatlar topluyorsunuz. Sendikalar çalışanları temsil ediyor meslek odaları da işçi sağlığı ve güvenliğinin olmazsa olmazı işgüvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerini bünyelerinde barındırıyorlar. 

Sendikalar açıklayabilirler mi acaba topladıkları aidatların ne kadarını işçilerin iş güvenliğini sağlamaya yönelik çalışmalara harcamışlardır. Öğle tatillerinde Çalışma Bakanlığının önüne gidip slogan atmaktan, hükümete, Ak Partiye ve Başbakan’a küfretmekten başka ne yapmışlardır. 

Meslek odaları kendi mensuplarının bu alandaki ranttan faydalanabilmeleri için sarfettikleri gayret dışında nasıl bir gayret göstermişlerdir. Mesela iş güvenliği uzmanlarının eğitimlerine her hangi bir katkıları olmuş mudur? Yoksa onlar da “piyasa koşulları” deyip bu işten nasıl para kazanılır hususunu mu düşünmüşlerdir? 

Sendikalar ve meslek örgütleri sadece aidat toplamak, işverenin dayattığı koşullar çerçevesinde toplu iş sözleşmesi imzalamak, üyelerinin çıkarlarını korumak yerine cuntalar kurarak köprüye, yola, havaalanına, baraja karşı çıkmak için varsa bunların varlıklarının da ciddi bir şekilde sorgulanması gerekir.  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.