Türkiye'nin Hatay ve Kilis kentlerine komşu olan Suriye'nin Halep şehrinin ilçelerinden Afrin'in kontrolü kentin IŞİD'den alınmasından sonra Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD); silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri (YPG) tarafından sağlanıyor.

Türkiye hükümeti PYD ve YPG'nin PKK ile "aynı şey" olduğunu savunarak Afrin'in bu güç tarafından kontrol edilmesini "ulusal güvenliğe tehdit" olarak görüyor ki yerden göğe kadar haklıdır.

Fırat Kalkanı Harekâtı'nı 29 Mart 2017'de resmen bitirdiğini ilan eden Türkiye'nin temel hedefi Azez-El Bab hattında yaptığını Tel Ebyad'dan Rakka'ya doğru yaparak Rojava'nın diğer kantonları Kobane ile Cizîri arasındaki bağlantıyı koparmak ve bu kantonların birleşmesini önlemek olarak özetleye biliriz.

Halihazırda Afrin’in yüzde 60’ı Arap nüfustan oluşuyor. YaBunun haricinde PYD, ilçenin doğusunda Arap ve Türkmenlerin yaşadığı birçok yerleşimi denetimi altına almış durumda.

Afrin’in doğusunda muhaliflerin elindeki Azez kenti yer alıyor.

PYD, bölgede Afrin dışında Deyr Cemal, Meryemeyn, Malikiye, Ziyara, Ayn Dakna, Şeyh İsa beldeleri, Şehba bölgesi ile Tel Rıfat ilçesini kontrolünde tutuyor.

Güneyinde de muhaliflerin hakimiyetindeki İdlib vilayeti bulunuyor. İşte Afrin’in neden yurdumuzun ulusal güvenliğini tehdit ettiği sebebi aşağıdaki satırlarda yer alan cümlelerle özetleye biliriz.

Çünkü son on yılda Osmaniye, Kilis özelliklede Hatay ve Amanoslar'da yüzlerce şehit verdik. Buraya Pkk denen ya da şimdiki moda ismi ile Pyd Sdg her ne bela ise bunlar, nereden geldi. Uzaydan gelmediler ya!!! Bu hain kanı bozuklar. Hemen dibimizden, yanı başımızdan yani operasyon yaptığımız Afrin'den geldiler.

Operasyonlarını yapıp ellerini kollarını sallayarak sınır ötesine geçtiler. Evet, bu şer yuvası dün Afrin'di bugün de Afrin... Eğer müdahale etmez isek yarın da Afrin olacak… Bir daha yenilemekte fayda var. ABD on binlerce kilometre öteden gelip bu kanı bozuklara destek oluyor.

Rusya geliyor destek veriyor. İran maddi manevi destek veriyor. Biz susalım bakalım mı?

Şuna hak veririm. Bu iş daha önce olmalı mıydı? Kesinlikle evet.

Burada ve Suriye özelinde uyguladığımız dış politikalarının yanlışlıklarının etkisi var mı?

Tereddüt etmeden evet. Ama... Bu iki durumda bizim bugünkü konjonktürel ortamda doğruyu yapmamıza engel değil.

Evet, sıkıntı yaşayacağız. Maalesef şehitler vereceğiz. Kan kusup kızılcık şerbeti içeceğiz. Bizim devlet olarak kimsenin bir karış toprağında gözümüz yok.

Yeter ki bizim toprağımıza göz dikilmesin. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak meşru müdafaa yapıyoruz.

ABD denen kan emici zalim aklımızla alay edere gibi 30 bin kişiyi silahlandırsın.

Pkk’yı yumuşatarak Pyd olarak devletleştirsin!!!

Ben de seyredeyim öyle mi? Yok, öyle dünya. Bizde girip kendi güvenliğimizi sağlamak zorundayız. Zaman dünde şunu gösteriyordu, bugünde daha güçlü olarak gösteriyor ki Ne ABD, ne Rusya, ne de sözde Müslüman kardeşimiz İran dostumuz değil.

Ülke olarak güçlü olmalıyız. Evet, savaşa hayır.

Bazı kişilerin bu tavrına katılıyorum. Ve bu arkadaşlara Mustafa Kemal Atatürk'ün sözü ile cevap veriyorum.

Harp zorunlu ve hayati olmalı ama milletin hayatı tehlikeye düşmedikçe harp bir cinayettir”.

Burada yurttaşlarımızın huzuru önemli. Kilis’e, Hatay’a atılan roketlerin hadi hesabı yok. Sırf bu nedenle sınır ötesi operasyon yapmamız uluslararası anlaşmalarla hukuki olarak bizlere hak olarak sunulmakta.

PROVAKSYONLARA GELMEYELİM

Bu dönemde dikkat edilmesi gereken en önemli husus milli birlik ve beraberliğimize zeval verecek, ayrıştıracak girişimlerden uzak durmak gerekmekte.

Terör örgütlerinin ve ajanların yegâne çabası bu minval üzeredir. Nasıl bir provokasyon yapalım da, Türk ve Kürt kardeşleri birbirine düşürürüz derdindeler.

Ayrıca Alevi ve Sünni ayrıştırmasını da sıcak tutup sürekli kaşıyarak bu konularda halkı galeyana getirme çabasındalar. Bu konularda vatandaşlarımızın dikkatli olması elzemdir. Selam ve saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
didem çelik 3 hafta önce

sayın hocam ağzınıza elinize sağlık

Avatar
alper çetin 3 hafta önce

hocam yazınızı okudum katılıyorum .
sizi sıkı takip ediyorum.