Gündemdeki eğitim sistemi ile ilgili tartışmalardan bir tefrika daha çıkarmayı başardık.
  
Kendimizi, dershanelerle ilgili anlamakta zorlandığım bir tartışmanın ortasına bulduk ve ipe sapa gelmez, ağzı bozuk tartışmaları, dershanelerin gerekliliği ve gereksizliği üzerine bir sürü bilimsel (!) gerekçeyi dinlemekten/izlemekten/okumaktan gına geldi.

Anlayamıyorum doğrusu... Bizim genlerimizde mi var bu ikizimizle mücadele huyu? İkizimiz diyorum çünkü davranış kalıplarımız genelde birebir aynı oluyor. Çabuk gaza geliyoruz, hemen dolmuşa biniyoruz, dedikodu ve goy goylar üzerinden kardeşimize, komşumuza yan yan bakmaya başlıyoruz.

Allah'ın (CC) ayetleri Peygamber Efendimizin (SAV) sözleri bir kulağımızdan girip bir kulağımızdan çıkıyor. Ayetler, hadisler hayat düsturumuz olmaktan çıkmış sadece muskalara, dualara hapsolmuş adeta. 

“Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat 6)

“Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” (Hucurat 10)

“Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurat 12)

“Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O kalplerinizin arasını uzlaştırıp, ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz tam ateş çukurunun kıyısındayken oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye. Allah size ayetlerini böyle açıklar.” (Al-i İmran 103) 

“Müslüman, müslümanın kardeşidir; ona hıyanet etmez, Yalan söylemez ve onu sahipsiz bırakmaz. Müslümanın her şeyi; ırzı, malı, kanı müslümana haramdır. Takvâ işte burada (kalpte) dir. Bir kişiye, müslüman kardeşine hakaret etmesi, kötülük olarak yeter.” (Buhârî, Müslim)

“Mü’minin mü’mine bağlılığı, taşları birbirine kenetli duvar gibidir” buyuran Rasûl-i Ekrem (s.a.v) (bu kenetlenmeyi göstermek için iki elinin) parmaklarını birbirine geçirdi. (Buhârî)

“Mü’minler birbirini sevmede, birbirine acıma ve şefkat gösterme hususunda bir vücut gibidir. Vücudun bir uzvu rahatsızlanırsa, diğer uzuvlar da uykusuzluk ve ateş ile onun acısına ortak olurlar.” (Buhârî, Müslim) 

Galiba biz ölçüyü ve ölçü ile birlikte birbirimize olan güvenimizi kaybetmişiz veya kaybettirmişler.  Dümanımıza güvenip sırtımızı dönüyoruz da kardeşimize tereddütsüz, şeksiz, şüphesiz sırtımızı veremiyoruz. 

Bizim kamu yöntimimizde bile güven ve işbirliği yerine rekabet ve mücadelenin önplanda olduğunu görürsünüz. 

Biraz yakından bakın kurumlara, tek tük örnekler istisna olmak üzere iki ayrı kurumun, kurum içerisinde iki ayrı birimin, birim içerisinde iki ayrı şubenin, şube içerisinde iki ayrı insanın birlikte işbirliği ve koordinasyon içerisinde çalşıp birşeyler ortaya çıkardığını zor görürsünüz.

Birşeyler üretilmez mi? Üretilir tabii ama rekabet modeli ile üretilir. Kurumlar, birimler, kişiler devamlı birbiri ile rekabet halindedir. Bilgi ve deneyimi bir araya getirmek, paylaşarak büyük eserlere imza atmak yerine bilgi ve birikimlerimizi kendimize saklayarak diğerinden önce bu bilgi ve birikimi projeye dönüştürme gayreti ile çalışırız. Birbirimize güvenmeyiz. 

Son olaylarda da aynı şey oldu. Güven yok. Herkes birbirine temkinli yaklaşıyor. Herkes herkesin söylediğinde art niyet arıyor. Herkes kendi iddiasını güçlendirmek için olmadık delillere, şahitlere sarılıyor. Ve herkeste bir paranoya. Herkes karşısındakine, kardeşine sanki düşmanmış gibi bakıyor. Dün şartlar gereği sırtını dayadığı kardeşine şimdi yüzünü dönüyor ama pozisyon almak için, ilk fırsatta atak yapmak için. Hem de ne pahasına? Dün kardeşiyle sırt sırta vererek mücadele ettiği şer cephesine sırtını dönmek pahasına.  

Nedir bu gün tartışılan?

Dershaneler üzerinden eğitim sistemi.

Acaba diyorum bir Allah'ın kulu bu gün çıkıp eğitim sistemimiz bu günkü haliyle pırıl pırıldır, dünyaya örnektir, hakikaten eğitim sistemi, ÖSS'si, YGS'si, LYS'si SBS'si, Dershanesi, lise sonda boşalan sınıfları, yalancı hastalık raporları v.s ile böyle bir yapıya sahip olmalıdır diyebilir mi?

Evet öyledir diyorsanız sözüm yok, başka bir sayfaya tıklayın.

Aslında herkes eğitim sisteminde bir sorun olduğunda hemfikir. 

Bu sorunları çözmek yerine sorunlar üzerinden kavga çıkarmayı da millet olarak ancak biz başarabilirdik ve başardık da. 

Oysa siperleri kazıp karşılıklı salvolarla mücadeleye girişeceğimiz yerde birlikte sorunları masaya yatırarak milletin yararına nasıl çözeceğimizi konuşsak, çözüm odaklı olaylara yaklaşarak millete müşteri olarak yaklaşmanın ötesinde, yanında olduğumuzu, birlikte olduğumuzu hissettirsek ne kaybederdik acaba.

Hiçbir şey kaybetmezdik ve hatta çok şey kazanırdık.

Olaylara müsbet bakmak bu kadar mı zor bizim için.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.