İşte Gerçek Sultan Süleyman! Hangisi Gerçek...

Kanuni döneminin işlendiği ‘Muhteşem Yüzyıl‘ dizisinin gerçekle ilgisi yoktur. “Dizi yoz bir tarihi dikte ediyor.” 

11 Aralık 2012 Salı 15:02
İşte Gerçek Sultan Süleyman! Hangisi Gerçek...

 

Bu tür maksatlı yapımların rant amaçlı olduğundan, dizilerle ve filmlerle tarih öğrenilemez. Tarih ancak okuyarak, araştırarak öğrenilir. Sağlam bir tarih şuuru kazanmak için yabancıların yazdığı eserleri değil, bizim içimizden yazarların kitaplarının okunması gerekir.
 
Kanuni Sultan Süleyman “Muhteşem” sıfatının dönemin Osmanlı düşmanlarının söylemidir. Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatının büyük bölümünü seferlerde geçmiştir.  Bir tarihin içinde 46 senelik uzun saltanatında sadece 2,5 yılını toplam olarak sarayda geçirebilen, kalanını at üzerinde seferlerde geçiren bir hükümdarı öyle cinsellik düşkünü, kadın peşinde koşan biri olarak göstermek millete de hakarettir, tarihe de büyük haksızlıktır.
 
1. Şiddet (baş kesme sahnesi)
 
2. Cinsellik…
 
Buradaki maksat ilginçlik olsun, küp dolsun!
 
İlginçlik uğruna tarih tahrif edilecek, Osmanlı padişahlarının en büyüklerinden biri torunlarının nazarında kirlenecek! Kimin umurunda? Nasılsa Atatürk dışında kalan tarihi kişilere hakaret ve iftira “yasak” değil! Hiçbir müeyyidesi yok. Yani “atış serbest!”
 
Muhteşem Yüzyıl’daki birkaç Rezalet: 
 
1. Padişahların, sarayda yahut herhangi bir yerde, baş açık dolaştıklarını şimdiye kadar ne duyan, ne gören, ne de yazan olmuştur . Çünkü dinen haram olmamasına rağmen, Osmanlı toplumunda erkeklerin ve kadınların baş açık gezmesi “fitne” olarak değerlendiriliyor ve “münafıklık âlâmeti” sayılıyor (Bazı bölgelerimizde, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da hâlâ böyle görülür). Bu yüzden padişahlar, özel dairelerinde, hatta yatak odalarında bile başlarını açmaz, en azından bir takke ile kapatırlar.
 
2. Osmanlı sarayında ne erkek hanedan mensupları ne de kadınlar taç takar. Taç, Avrupa saraylarının iktidar alâmetidir. Osmanlı padişahlarının iktidar alâmeti ise kılıçtır. Tahta çıkan şehzade genellikle Eyüp Sultan Camii’nde merasimle kılıç kuşanır ve “Padişah” olur. Topkapı Sarayı Müzesi’nde sergilenen Osmanlı mirası arasında taca rastlanmaması işte bu yüzdendir.
 
3. Cariyeler saraya, eski dinleri ve yaşantılarıyla ilgili hiçbir alâmet sokamazlar. Dizide Hürrem Sultan yatağının altına haç saklıyor. Bu mümkün değil. Çünkü esir alınarak ya da satın alınarak hareme getirilen cariyelerin önce geçmişleriyle maddi-manevi bağları kesilir. Bunun ilk işlemi gözetim altında hamama sokulup banyo yaptırmak, ikinci işlemi ise üzerindeki eşyaları ve elbiseleri, geriye hiçbir hatıra kalmayacak şekilde yakmaktır. Ondan sonra yeni bir dünyaya adım atar gibi, hareme adım atmalarına izin verilir.
 
4. Hareme alınan cariyenin ilk iş olarak adı değiştirilir. Hareme alınan cariyeye hemen yeni bir isim verilir. Bu sıradan bir isimdir.
 
Eski dünyasından kopuşun da bir simgesidir. Bu açıdan önemlidir. Eğer cariye eğitim sürecinde zekâsını ispatlamış, bunun yanı sıra, bir padişaha eş olabilecek fazilete, bilgiye, görgüye, beceriye sahip bulunduğu yolunda bir izlenim doğmuşsa, özel eğitim birimine nakledilir. Daha disiplinli ve derin bilgilerle donatılır.
 
Bunları da başarır, Osmanlı inanç, ibadet, ahlâk, gelenek ve göreneklerine hiçbir tereddüd uyandırmayacak şekilde adapte olabilirse, padişah eşine ve annesine lâyık yeni bir isimle mükâfatlandırılır ve ondan sonra padişaha sunulur.
 
Bu ismi padişahlar değil Valide Sultanlar verir. Çünkü Harem’in hâkimi Valide Sultandır ve padişah ondan müsaade almadan hareme uğrayamaz. Haremdeki cariyeler hiçbir şekilde eski isimleriyle çağrılmazlar. Çoğunun eski ismi bilinmez bile. Hâlbuki dizideki Hürrem Sultan, sürekli “Aleksandra” olarak çağrılıyor.
 
Hürrem Sultan’ın beddua edilecek biri değildir.
 
Hürrem Sultan, Peygamber Efendimizin beldelerine, hem Mekke’ye hem de Medine’ye sürre alayıyla her sene 3 bin altın gönderen hanım sultandır. 50 civarında hayır eseri vardır hatta o yüzden parasız kalmıştır. Yazdığı mektuplarda bunu görebiliyoruz”
 
Tarihi konuların işlendiği dizilerin her zaman gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum. Tarihin tarih olarak, dizinin de dizi olarak algılanması gerekir. “Bunların karıştırılması durumunda her şey karışır.
 
Bu gösterilen şey bir dizi. Ancak şu var, eğer konu tarihse, millet olarak tarihimiz konusunda hassas bir milletiz. ‘Avrupa’da bu yapılıyor, Amerika’da bu yapılıyor. Bak onlar da değiştiriyorlar’ demememiz lazım. Bizim algımız farklı. Onlar filmi film olarak seyrediyorlar, tarihi de tarih olarak alıyorlar. Biz ise tarihle filmi karıştırıyoruz.
 
Türkiye’de tarih konusunda derin bilgiye sahip olunmadığı için gösterilen filmlerin gerçek gibi algılanılıyor.
 
Türkiye’de tarihi değiştirerek, bozarak yansıtmak günahtır.  Yayımlanan diziyi örnek göstererek, “İnsanlara beddua ettirirsiniz. Hürrem Sultan beddua alacak biri olmadığı için o beddualar döner sizi bulur, yazanı bulur, çevireni bulur, oynatanı bulur. Hürrem Sultan beddua edilecek, ettirilecek hanım sultan değildir” 
 
Yavuz Bahadıroğlu’nun dediği gibide olmuştur; Mesela Senarist Meral Okay’ın gebermesi !!
 
Dizide Osmanlı nezaketinin perişan ediliyor
 
Düşünebiliyor musunuz, çocuklarımıza gösterdiğimiz örnek ne, uçkur düşkünü bir padişah, argo konuşan bir padişah, Türkçe konuşmayı bilmeyen bir hanım sultan. Hürrem Sultan’ın mektuplarına, şiirlerine bakıyorsunuz Türkçenin yüreğine vurmuş bir kadın.
 
Zaten doğru dürüst lisan bilmeyen de Osmanlıda padişah eşi olamazdı. Hürrem Sultan, Peygamber Efendimizin beldelerine, hem Mekke’ye hem de Medine’ye sürre (Osmanlı padişahlarının her yıl Mekke ve Medine’ye gönderdikleri para ve armağanlar) alayıyla her sene 3 bin altın gönderen hanım sultandır. 50 civarında hayır eseri vardır hatta o yüzden parasız kalmıştır. Yazdığı mektuplarda bunu görebiliyoruz.
 
Yavuz Bahadıroğlu

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.