Sabah işe giderken kavşakta trafiği idare eden trafik polisinin kadın olması dikkatimi çekti.

Üstelik başörtülü bir kadın trafik polisi.

Üniformasına uygun renkte bir başörtüsü kullanıyordu. Bundan 15 sene önce bu durum yaşansaydı olacakları düşünemiyorum bile.

Eminim ertesi gün bütün gazetelerde kadın polisin boy boy resimleri yer alır. İrtica çığlıkları gökleri tutar.

Asker muhtıra verir, emniyet genel müdürü istifa eder, kıyametler kopardı. Laikliğin elden gittiği, devrim kazanımlarının kaybedildiği feryatları ortalığı kasıp kavururdu.

Merve Kavakçı 1999 yılında TBMM Genel Kuruluna başörtülü girince yaşananlar aklıma geliverdi.

1999 yılında seçilen ilk başörtülü milletvekili Merve Safa Kavakçı 2 Mayıs 1999 tarihinde milletvekili yemini etmek için kürsüye çıkmak istemiş, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in kürsüden yaptığı “Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; … Türkiye'de, hanımların giyim kuşamına, başörtüsüne, özel yaşamlarında hiç kimse karışmıyor; ancak, burası, hiç kimsenin özel yaşam mekânı değildir; burası, devletin en yüce kurumudur.

Burada görev yapanlar, devletin kurallarına, geleneklerine uymak zorundadırlar. Burası, devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen, bu hanıma haddini bildiriniz!” şeklindeki konuşma sonrasında and içme törenini yapamadan meclis salonundan çıkartılmıştı.

Ülkede yıllarca uygulanan baskıcı yasaklar nice kızımızın eğitim hayatından mahrum kalmasına neden oldu. Nice beyinlerin yurt dışına göçmesine ülkesi yerine bugün ülkesini ilerletmemek için içerdeki işbirlikçileriyle birlikte darbe girişimleri organize eden ülkelere hizmet etmek zorunda kalmasına sebep oldu.

FETÖ denen hain yapı da hep bu yasaklardan beslendi, kendilerini yasakları yumuşatan, öğrencileri yasaklardan koruyan dine hizmet edenler gibi gösterip genellikle dindar insanların çocuklarını avlayıp onlardan bir mankurt ordusu oluşturdular.

Kim bilir belki de amaç buydu. Derken Ak Parti İktidarı döneminde kademeli olarak okullarda, TBMM’de, kamu kurumlarında orduda yargıda emniyette velhasıl her alandaki bayanlara yönelik kıyafet kısıtları başörtüsü yasakları kaldırıldı.

“Hadi çarşafla gelirlerse”, “Hadi birileri de mayoyla gelmeye kalkarsa” diyenlere inat hiçbir şey olmadı.

Evet gerçekten hiçbir şey olmadı. Ne kadınlar kara çarşaflara büründü ne de mayoyla sokaklarda gezmeye kamu kurumlarına gelmeye çalıştılar.

Toplumsal barış gerçekten tesis edildi. Başörtülü başörtüsüz kadınlar birlikte çalışıyor, yemek yiyor, gülüyor, eğleniyor, geziyor, tozuyor, memleket kurtarıyor, düğüne gidiyor, halaya duruyor.

Kadınlarımız el ele yıllarca hayallerle, vehimlerle, senaryolarla örülen korku kalelerini bir daha dikilmemecesine yıktılar. Aslında bu yazıyı bile kaleme almaya gerek kalmadı.

Ama bir eksik kaldı. Kadınlara yönelik düzenlemeler yapılmış olmasına rağmen erkekler yönünden henüz hissedilir bir gelişme olmadı.

Erkeklere yönelik bıyığın, favorinin, saçın, ense tıraşının ölçüsünü belirleyen sakal kazımayı zorunlu kılan düzenlemelerin de bir an önce rafa kaldırılması gerektiğini herkes unuttu. Ben de hatırlatayım dedim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.