Kılıçdaroğlu’nun hemen bütün haber sitelerinde yer alan 29.01.2018 tarihli demeci aynen şöyle:

“Bizim bir ordumuz var. Peygamber ocağı, kahraman ordu diyoruz.

Zor koşullarda mücadele ediyorlar. Ordumuzun kahramanlığını bir anlamda ÖSO’ya devretmeye çalışıyoruz.

Niçin kimdir ÖSO? Ordumuz orada, mücadele ediyor, neden ÖSO? Ordu ÖSO’nun arkasına neden gizlenir, hangi gerekçe ile gizlenir?

 Biz bundan rahatsızız. Ordu’nun başarısı ÖSO’ya devredilemez. Ordu ile ÖSO’nun birlikte anılmasını, ben içime sindiremiyorum, ağrıma gidiyor. Koskoca Türkiye’nin Ordusu ikinci planda, ÖSO birinci planda. Ne demek bu?

Ayrıca siz bölgede operasyon yapıyorsanız ve buna karar vermişseniz, bu ülkenin birliği bütünlüğü açısından önemliyse, bunu kendi silahlı kuvvetlerinizle yaparsınız.” Aynı Kılıçdaroğlu 11.02.2018 tarihli demecinde ise aşağıdaki sözleri sarfediyor:

“Ortadoğu’da Rusya, Amerika, İran ve Türkiye var. Terör önlendi mi?

Hayır. Ben kendi güvenliğini sağlayacağım. Türkiye’nin Suriye’deki terörü tamamen bitirmek gibi bir görevi yok.

Benim askerimin hayatı o kadar ucuz değil. O zaman alsın Suriyelileri yetiştirsin, eline silah versin, göndersin kendi ülkesine. 3.5 milyon Suriyeli Türkiye’de.

Suriyeli gençler, sabahtan akşama kadar Türkiye’de keyif çatacak, nargile içecek, onların topraklarını bizim askerimiz koruyacak, öyle mi? Afrin’in içine girildiği takdirde orası kan gölüne döner” İki demecin arasında 13 gün gibi bir zaman var.

“Operasyon yapacaksınız kendi ordunuzla yaparsınız kimmiş bu ÖSO” diyen Kılıçdaroğlu bu beyanından 13 gün sonra dönüyor “Benim askerimin hayatı o kadar da ucuz değil. O zaman alsın Suriyelileri yetiştirsin, eline silah versin, göndersin kendi ülkesine” diyebiliyor.

13 gün içerisinde ne değişti de “Ordumuz operasyon yapsın”dan “silah verin Suriyeliler gitsin”e geldik. ÖSO zaten Suriye’li muhaliflerden oluşuyor.

Ve kahraman ordumuzun yanında terörle mücadele eden ÖSO’ya bildiğim kadarıyla eğitim de veriliyor silah ve mühimmat da sağlanıyor.

Bu açıklamalar gösteriyor ki; birçok konuda olduğu gibi muhalefetin terörle mücadele gibi milli bir meselede de istikrarlı doğruları yok.

Siyaseten o gün neyi söylemenin faydalı olacağını düşünüyorlarsa onu söylüyorlar. Ama zannediyorlar mı ki halk konuşmaların günlüğünü tutmuyor unutuveriyor.

Feraseti yüksek milletimiz kimin dün ne konuştuğunu bu gün neyi tersine çevirdiğini çok iyi takip ediyor ve değerlendiriyor. Değerlendiriyor ve her seçim döneminde bu değerlendirmelerini seçim sandığına yansıtıyor. Anlayana tabii…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.