Yerter artık bitsin bu çile!

Ülkemizin Osmanlı’dan, Yeni Cumhuriyet’e, oradan tek partili CHP devrinden, 1950’li yıllara,80’lere ve AK Parti iktidarına kadar kanayan yaramızın baş sırasında hep eğitim olagelmiştir.

05 Ekim 2014 Pazar 20:58
Yerter artık bitsin bu çile!


Bir türlü düzeltemediğimiz. Ama sürekli düzeltmeye çalıştığımız, her gelen yeni bakanın yeni bir çığır, yeni bir ses edasıyla operasyonel cerrahlığa soyunarak, ameliyat-ı cerrahiyeye tabi tutulan MEB.

Başına öğretmen kökenli bakanların getirilmesinden nedense imtina edilen, sorunları kılcallarına kadar bilen uzman biri getirilmeyen MEB.

Hep hukukçuların, işçi haklarından dem vuran bakanların, iyi bir seçim olursa da akademisyen kökenlilerin inisiyatifine terkedilen MEB.

Bu sebeple dar bir bürokrat kesimin iki dudağı arasında, harekat alanı dar, mehter takımı edası ile bir ileri iki geri mantığından çıkılamamıştır. Maalesef ki bu durumda, sorunların çözülmesinden geçtik çığ gibi artmasına neden olmaktadır.

Son yıllarda içinden çıkılmaya çalışılan yeni sistemimizde doğumdan seneler öncesinde sancı ile başlayan 4+4+4 sistemimizdir. Enine boyuna konuşulmadan, meşverete tabi tutulmadan “ben yaptım” oldu mantığı ile hareket edilerek yapılmıştır. Evet, belki ciddi neticeler almak için iyi niyetle yapıldı ama sorunlar…

O yapılan reformlardan önce baş köşeye oturdu. Bu sorunları uzun uzun sıralamayacağım. Lakin bir sorun var ki bu olgu apaçık bir eşitsizlik ve haksızlığa gebe. Bu sorunun bir an evvel üstesinden bir şekilde gelinmesi gerekmektedir.

Bu sorun sınıf öğretmenlerinin 4+4+4 sistemi sonrasında içine düştükleri anafor ve bir türlü bu anafordan çıkamamalarıdır. Öncelikle ilkokul kısmı yeniden getirilmiş ama 5 yıldan 4 yıla düşürülünce birden bire Türkiye genelinde on binlerce sınıf öğretmeni açığa çıkmıştır.

Peki, bu durumun halledilmesi için ne mi yapılmıştır?

Türk usulü çözüm. Sınıf öğretmenlerinin, branş öğretmenliğine geçmesine vize verilmiştir. Tabi yıllarca sınıf öğretmenliği yapmış güzide öğretmenlerimiz kendilerini birden lise ve ortaokul kürsülerinde matematik, İngilizce, edebiyat anlatırken bulmuşlardır. Peki, sorun hallolmuş mudur? -Hayır.

Sorun daha da büyümüştür. Giden öğretmenler nedametli bir şekilde tekrar geri dönmenin yolunu ararken, verimleri düşmüş psikolojik olarak mesleklerini ve kendilerini sorgulamaya başlamışlardır.

Lisedeki ve ortaokuldaki öğrenciler ve velilerde bu durumdan pek hoşnut değiller. Aynı zamanda branş öğretmenliğine geçerken bazı öğretmenlerimiz şark kurnazlığına baş vurarak branş öğretmenliğine geçerek memleketlerinin yolunu rahatça tutabilmenin hesaplarını yapmışlar.

Böyle olunca branş kadroları ve sınıf kadroları şişmiş bu sebeple de MEB ilk atama sınıf öğretmeni ve belirli branşlarda da az öğretmen atayarak sistemin tıkanmasına istemeden sebep olmuştur. Birde on yılı aşkın süredir Doğu ve Güney Doğu Anadolu’nun en ücra yerlerinde bayrak dalgalanıyor diye, vatan toprağı için canını, aile hayatını, sosyal hayatını hiçe sayarak giden ama dönemeyen fedakar sınıf öğretmenleri var ki. Bu öğretmen arkadaşlarım geçtim batıda sahil bölgelerine gelmeyi, memleketlerine gitmekten yoksun bırakılmışlar.

Sözde iller arası atamaya açılan dönemlerde göstermelik birkaç belde açılmakta o beldelere de batıdan sıkılan yüksek puanlı sınıf öğretmenleri gelmektedir. Burada sistemin kurbanı 2000’li yıllarda atanan sınıf öğretmenlerinindir. Bu sınıf öğretmenlerinin çileleri bir türlü bitmemektedir. Eşler çocuklar hayatlar birbirinden ayrı düşmektedir. Ekranın önünde büyülü masallar anlatan büyüklerimiz iş realiteye gelince birden bire sönüvermektedir.

ARTIK YETER… Bu kangrene dönmüş yara derhal temizlenmelidir.

Anaların göz yaşlarına bir son verilmeli, bu işi aklı selim ile bir an evvel halletmelidir. Evlerinden, yurtlarından ayrı düşen bu eşler, parçalanmış aileden beter hale MEB tarafından düşürülmemelidir. Her zaman aile bütünlüğünü savunana Cumhurbaşkanımız, Başbakanımıza sesleniyorum. Bu çileye ne olur bir son verin. İnsanlar işlerine güçlerine konsantre olamamakta beden okulda lakin beyin hep uzakta çoluk çocuk ve eşindedir. Bu şartlar altında öğretmenin verimli olmasını beklemek hata olmasa gerektir.

İKİNCİ BİR EŞ ÖZRÜ ATAMASINI SABIRSIZLIKLA BEKLİYORUZ

İnanın bu konuda çokça mail ve mesajlar aldım. Öğretmenler mağdur. İnancını yitirmiş haldeler. Hâkim ve savcıların eşlerine kolaylık sağlanacağı nidaları ayyuka çıkmış iken, öğretmenlerin bu konuda es geçilmesi üzücü olur kanaatindeyim.

Böyle bir gündem var ise bu pakete ya da adı her neyse meşhur ismi ile torbaya öğretmen eşlerinin de dâhil edilmesini ivedilikle yetkililerden rica ediyoruz MEB ve yetkili organlarından sınıf öğretmenlerinin yer değiştirme, tayin sorununa el atmalarını tüm sınıf öğretmenleri adına tüm içtenliğimle rica etmekteyim.

Bu tıkanıklığı yegane giderecek olanda sizlersiniz. Yeter artık öğretmenlerin çektiği çile…
Son Güncelleme: 07.10.2014 21:36
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.