Öne Çıkanlar Dünyanın Ankara Veysel Tiryaki Haberleri 30 Mart yerel seçim gazete manşetleri

SP GENÇLİK KOLLARINDAN TERÖR TEPKİSİ

SP GENÇLİK KOLLARINDAN TERÖR TEPKİSİ
Saadet Partisi Erzurum İl Gençlik Kolları Gökhan Kızıltunç, Terörle mücadelede ağır bedeller ödeyen ülkemizin son 10 yılda meydana gelen 10 bin 80 olayda, toplam 818 askerini şehit vermiş ve bu olaylarda yüzlerce vatandaşımız hayatını kaybettiğini belirterek, “Bu acı tablo bizleri derinden yaralamaktadır. İşte Hakkari, İşte Şemdinli, İşte Uludere ve İşte Antep! Son günlerde tekrar yoğunlaşan ve terör eylemi olarak yapılan hain saldırılarda şehit edilen evlatlarımıza, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı dileriz. Kahraman askerlerimizin ve masum vatandaşlarımızın ocaklarına, tezgâhladıkları hain saldırılarla ateş düşüren teröristlere ve işbirlikçilerine lanet ediyoruz” dedi.
Ülkemize dost bilinen sözde müttefiklerin, terörün baş hamisi olduğu gerçeğini anlamadan terörü yok etmek mümkün olmayacağını belirten Kızıltunç, “Bu toprakların mayasını oluşturan kardeşlik ve ümmet olma bilinci, Siyonizm’in içimize yerleştirdiği kavmiyetçilik ve tefrika dinamitleriyle yok edilmek istenmektedir. Yıllardır bu milletin aziz evlatlarını, birbirine sağ-sol, alevi-sünni, Türk-Kürt diyerek kırdıranlar artık fark gözetmeksizin milletimizi hedef tahtasına oturtmuşlardır.
Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında İslam ülkelerinin sınırlarını değiştirmeyi kafasına koyanlar, planlarını adım adım uygularken; bu zulme muhatap olan Müslümanların birbirine düşmesi ve haçlı zihniyetini müttefik edinmesi hayret vericidir.
Bu gün gelinen noktada her gün masum insanlar ölmektedir. Kan ve gözyaşı her yeri sarmaktadır. Çözüm adımları sonuçsuz kalmakta ve ırkçılık bir virüs gibi her tarafı sarmaktadır. Çözüm için atılan adımlar zayıf ve bizim toplumsal hafızamızın ve medeniyetimizin ruh ve tarih kökünden neşet etmiş çözümler değildir. Bu coğrafyanın sorunlarını Amerika ve Avrupa’nın tecrübesiyle çözmeye çalışmak bu milleti tanımamak ve insanlığı ikiyüzlü ve kandan beslenen batı medeniyetine teslim etmektir” diye konuştu.
“Dünya, geçmişte yapılan ifsad hareketlerinde olduğu gibi insanların doğmuş olduğu yerlerden ve nesep bağından kaynaklanan farklılıklardan ötürü ötekileştirilmeye, ayrıştırılmaya ve düşman yapılmaya çalışılmaktadır” diyen Kızıltunç, daha sonra şunları kaydetti; “Müslümanlar arasındaki uluslar arası siyaset bertaraf olmuştur, güven kalmamıştır. Ve insanlık adım adım bilinmeyen ve istenmeyen bir savaşa doğru sürüklenilmektedir.
Milli Görüşçüler olarak bizler inanıyoruz ki insanlığa bir arada yaşama erdemini öğretmiş olan bizler tarihin en büyük barış medeniyetini kurmuş bir ümmetiz. Bizler bu coğrafyada Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla yüzyıllardır yaşıyoruz ve bu coğrafyanın barışının insanlığın barışına hizmet edeceğine inanıyoruz.
Milli Görüş’ün temsil ettiği medeniyet Fatih Sultan Mehmet’in, Selahaddin Eyyubi’nin, Sultan Abdulhamit Han’ın, Şeyh Said’in ve Erbakan Hocamızın temsil ettiği bir medeniyettir. Türkiye’nin bütün sorunları ancak bu medeniyet perspektifiyle çözülür. Batı medeniyetinin taşeronluğuyla sorunları çözmeye kalkmak, insanlığa sadece kan ve gözyaşı getirir.
Terörle mücadelede istihbaratımıza ortak ettiğimiz ABD’nin bölgesel ve küresel amaçlarını doğru okumadığımız müddetçe maalesef şehitlerimiz ardı ardına gelmeye devam edecektir. Güneydoğumuzda envai çeşit odakların provokatif ajanları cirit atarken, gücü elinde bulunduran siyasetçilerimizin öncelikli olarak intikam vaatleri ve itidal tavsiyelerinden ziyade terörün finansörlerinin karşısına dikilmesi ve tavır koyması gerekmektedir. Milletimizin engin sabrını ve metanetini baltalamaya çalışan içerideki provokatörlere karşı da aziz milletimizi uyanık olmaya çağırıyoruz. Aziz milletimizin terörle mücadelesinde sözde müttefiklere değil; dirayetli devlet adamlarına ve sağlam bir iradeye ihtiyacı vardır.
Saadet Partisi olarak biz bu sorunu ümmetin bir sorunu olarak görmekteyiz; dolayısıyla çözümünde ancak ümmet refleksi ortaya koyarak İslam kardeşliğiyle çözülebileceğine inanıyoruz.
Bu bağlamda; Çözüm yolu, yeni milli devletler kurmak, yeni parçalar ihdas etmek değil, parçaları birleştirmek, yeni ve ırkçılığa dayanmayan büyük bir bütüne doğru yol almaktır. Bir bütün içinde hep beraber saadet bulabilmektir. Nitekim çok acıktır ki Güneydoğu meselesinin çözümün de ne "Federasyon" ve ne de "Ayrı devlet" asla kimseye fayda getirmez, saadet getirmez ve bir çözüm sağlamaz. Tek çare ve çözüm yolu her zaman söylediğimiz ve gayretlerimizin gayesi olan İslam Birliğinin kurulmasıdır. Bu da ancak D-8 çekirdeği harekete geçirilerek yapılabilir.
Müslümanlar arasındaki kardeşliğin pekiştirilmelisi en mühim çözüm kaynağıdır. Çözümün en güçlü iradesiyse İslam kardeşliği temelinden yola çıkan İslami damardır. Şüphesiz Kürtler de bu bölgenin İslam coğrafyası ve İslam dünyasının şerefli bir kavmi ve parçasıdırlar. Elitlerden bir bölümü Avrupa, Amerika veya başka bir güce eğilim gösterseler bile, Kürt halkının kalbi İslam dünyasında atar. Bundan hareketle bölgesel her çözüm, İslam faktörünü göze almadan tasarlanmaz ve yaşama şansı bulmaz. Çözüm ve Kardeşliğin tesisi için bu İslami toplumsal tabanın muhataplığı dikkate alınmalıdır. Kürt milletinin temsili ve devletin muhatabı, Kürtlerin çok az bir kesimine karşılık gelen “Kürt Solu” olamaz ve olmamalıdır.
Çözüm iradesi; PKK, Avrupa, Amerika ve Irkçı Emperyalizmin tüm planlarına ve müdahalelerine rağmen ortaya konulmalı ve kararlıca çözüm konuşulmalıdır. Bu çözüm de 90’lı yılların metotlarıyla olmayacağı açıktır. Çözüm ancak İslam’dan neşet edecektir.
Ekonomik problemler ve işsizlik dağa giden yolun önünü açmakta ya da bölge halkını göçe zorunlu bırakmaktadır. Bunu önlemenin tek yolu bölge için kalkınma programları hazırlanmasıdır. Bölgenin jeopolitik, stratejik ve coğrafi durumu dikkate alınarak ekonomi programları hazırlanmalı ve bu programa bölgenin sermaye sahipleri dâhil edilmelidir. Bölgeyi kalkındırmak için yabancı sermaye değil yerli sermaye tetiklenmelidir.
Güneydoğu sorunu ulus devlet perspektifiyle ile çözülemeyecek kadar uluslar arası bir sorun halini almıştır. Dolayısıyla bölgede Amerika, İsrail ve Avrupa’nın iradesiyle hareket eden bir ülke çözüm iradesi ortaya koyamaz. Türkiye bölgede artık kendi politikalarının peşinden giden bir ülke olmak zorundadır.
Sorun artık ilk başlanılan noktada değildir. Sorunun birçok boyutu oluşmuş ve çözüm iradesi sorundan beslenen taraflar tarafından baltalanmaktadır. Dolayısıyla devlet sorunun tarafları olan ve sorunun uzantıları olarak baltalayan bütün tarafların soruna müdahalesini engellemelidir.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.