Bu ülkede internet ve telefon yasak

29 Nisan 2012 Pazar 20:11
Bu ülkede internet ve telefon yasak

  Telefon ve internet yasak, bir çift göz beni sürekli izliyor. Ama her şeye rağmen sürüp giden bir hayat var... Kuzey Kore'de rejimin baskısı hissediliyor tabii ki ama sokaktaki insanın cana yakınlığı da bizi şaşırtıyor.

Gittim, gördüm



Kuzey Kore... 1948'de kurdukları sosyalist rejimle dünyaya kapıları en sıkı kilitlerle kapatan ve bir o kadar çok merak edilen ülke. Kimilerine göre, eleştirinin olmadığı, sonsuz itaatın hüküm sürdüğü bir diktatörlük. Yaklaşık 24 milyon nüfusuyla Güney Asya'ya sıkışan bu ülke, 1.5 milyon askeri ve nükleer füzeleri olmasaydı belki kimsenin umuru olmazdı. Rejimi ancak ordunun koruyacağına inanan ülkenin dev gücü bugün 28 yaşındaki Kim Jong-un'un elinde. Genç liderle yeni bir döneme giren ülke, en büyük açılımlarından birini, ülkeye 100 kadar gazeteciyi dedesi ve kurucu lider Kim il-Sung'un 100'üncü doğum günü etkinliklerine davet ederek gerçekleştirdi. 5 günlük ziyarette resmi gezilerle yetinmedim, sokaklara inip halkla konuştum, yaşamlarını gördüm. Türk basınında ilk kez fotoğraflarla bu denli zengin bir Kuzey Kore yazısını kaleme aldım. Merak uyandıran Kuzey Kore'nin kapısını aralamaya var mısınız?

Çin'in başkenti Pekin'den kalkan uçağımız 1.5 saat sonra başkent Pyongyang'a indiğinde aklımda onlarca soru vardı. Halk yoksul muydu ve boyları yetersiz beslenmeden ötürü kısa mıydı? Son liderleri Kim Jong-il öldüğünde kendini parçalayarak ağlamayanlara gerçekten ceza verilmiş miydi? Sosyalist devlet neleri ücretsiz sağlıyor, karşılığında özgürlüklerinin ne kadarını alıyordu? Gençler bu ülkede nasıl eğleniyor, neleri yapmaktan zevk alıyordu? Kafamda sorularla pasaport kontrole girdim. Metruk binadakiler meraklı gözlerle birbirine nasıl vize alabildiğini soruyordu. Havaalanında kafe, restoran, hatta su bile alabileceğiniz bir yer yok. Valizlerimin x-ray'den geçirilmesinin ardından bir görevli "telefon?" diye sordu. Her ikisini isteksiz bir şekilde teslim ettim. Telefonları bir bezin içine koyup, bana bir kâğıt uzatan görevli, ancak dönüşte alabileceğimi söyledi.

Gölge rehberim



Bana bakarak "Kimsiniz" diye soran bir kadına "Türkiye'den geldim gazeteciyim" deyince kocaman bir gülümsemeyle bana "Aaaa Türkiye" yanıtını verdi. Kore dilinde ülkemize bizim gibi Türkiye diyorlar. İleriki günlerde bana gölge gibi eşlik edecek olan rehberim Bayan Moon ile tanıştım. Kendisi geri kalan 5 günde, sadece odaya uyumak için girdiğimde yanımdan ayrıldı. Her yerde bir çift göz sürekli hareketlerimi izledi. Pyongyang'ın merkezindeki köprülerle ulaşılan bir ada üzerine kurulu Yanggakdo Oteli'ne ilerlerken karanlık çoktan çökmüştü, ancak bu bildiğimiz karanlıklardan değildi. Yaklaşık 3 milyon nüfuslu başkent, ülkenin en hareketli kenti. Ancak havalimanından şehre giden yolda tek bir sokak lambası bile yoktu. Farlarla aydınlanan 5 şeritli yolda, karşıdan karşıya ölmemek için son hızla insanlar koşuyordu. Otele ulaştığımda ilk işim odadaki telefonu kullanıp ailemi aramaya çalışmak oldu. Ama bu heves arka arkaya çalan "dıt dıt dıt" sesleriyle kesildi. Resepsiyona inip en büyük saflığımla telefonun çalışmadığını söyleyince otel görevlisi, "Kuzey Kore'den yurt dışını arayamazsınız. Onlar da sizi arayamaz" dedi. "Siz ne yapıyorsunuz?" diye sorduğumda "Aramıyoruz!" yanıtını verdi. 

İnternet yerine İntranet



İleriki günlerde Kuzey Kore'nin halkının aslında ne kadar sıcakkanlı ve duvarları aştığınızda yakın olabileceklerine tanık oldum. Ama o duvarın aşılması çok kolay değil, çünkü halkın dış dünyayla hiçbir bağlantısı yok. Ülkede bizim bildiğimiz internet bulunmuyor. "Intranet" adındaki sistem ancak Kuzey Koreli diplomatların e-mail atmalarını sağlıyor. Intranet ile hepsi resmi olan devlet onaylı sitelere girilebiliyor. Google, facebook veya yabancı haber sitelerine erişim yasak. Otelde bize özel kurulan basın odasında ise bırakın google'ı, birçok ülkede yasak olan facebook ve twitter bile serbestti. Dakikasına 13 euro verdiğimiz internet bize 5 gün sonunda hayli pahalıya patladı. Telefon hattı ise "Koryo Cell". Ancak bunu satın alan yabancılar birbirleriyle görüşebiliyor ve yerel halktan kimseyi arayamıyor. Kuzey Kore halkı da kendilerine özel başka bir hatla sadece birbirlerini arıyor. Telefonu almak için 30 dolar veriyorsunuz. Dakikası da 1 dolar. Yani hayli pahalı. 

Nasıl gidilir?

Türkiye'den bu ülkeye Çin veya Rusya üzerinden gidiliyor. Ülkenin "Air Koryo" adında resmi havayolu var. "Dünyanın en kötü havayolu" dense de hayli konforlu ve korkacak bir durumun olmadığını söylemeliyim. Tek başınıza seyahat etmeniz mümkün olmadığından belirli turlarla hareket etmelisiniz. Bu turlarda da fotoğraf veya video çekmeniz yasak. Turistlere çok sıcak bakan bir ülke olmadığı için genellikle festivaller sırasında gitmeniz en doğru zaman olacaktır. Türkiye, Kuzey Kore'yi 2001 yılında tanıyarak diplomatik ilişkileri başlattı. Ancak ülkemizde büyükelçiliği olmadığı için diplomatik işlemler Bulgaristan'daki Kore Halk Cumhuriyeti'nin elçiliği üzerinden yürüyor.

Kaynak: Bilge Eser - Sabah

Anahtar Kelimeler:
InternetKuzey KoreTelefon
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.