Dünyaya yön veren kişi ve devletler hep bir adım öndeler.

Zamanın gerisinde kalırsanız av olmaya mahkûm olursunuz. Kıyasıya bir mücadele arka perdede devam etmekte. Bu yüzyılın savaşı istihbarat ve siber savaş üzerine kurulu. Bu meseleyi önemsemek zorundayız. Kaldı ki olanlar ve yaşananlar onların hep bir adım önde olduklarını gösteriyor.

Yüzyıllar dizayn edilirken onların ne yapmak istediklerini anlamak istersek onların penceresinden bakmak zorundayız. Geçmişi iyi bilmeliyiz ki bugüne bakarken geleceği görelim. Bu sürekliliği kesintiye uğratır iseniz o zamanı, durumu okumak zorlaşır. Bu güçler bugün istihbarat anlamında ne gerekiyorsa yapmaktalar.

Dine ihtiyacı olan bir toplumu sahte bir din adamı ile darmaduman edebilmektedirler. Yaşadığımız Fetö terör örgütü bunun yaşanmış bir örneği değil mi. Emin olunuz ki önlerindeki en büyük engel TÜRKİYE. Bu güçler bunu çok iyi bilmekteler. Bize dost gibi görünen o kimseler sizin yüzünüze baka baka bildiğinizi de bildikleri halde yüzleri kızarmadan oyuklarını oynamaktalar. Kuran ı çok iyi bilen bu güçler sahtelerini çıkararak gerçeklerine itibar etmememiz için her şey yapıyor.

Onları anlamak istiyor isek konuştukları dili bilmemiz gerekiyor öncelikle. Bu devletler Almanya, İngiltere, ABD, İsrail, İran ve birkaç daha diyebiliriz.

Yaşamak için öldür prensibi ile çalışan bu devletler istihbarat anlamında tüm dünyada kol gezmektedirler. İran’ı kimse savunmasın derim onlarda bize karşı hiçbir samimi olmadılar.

Biz hala insani değerleri o kadar yüksek bir toplumuz ki yardımlaşmayı, kimsesize el uzatmayı, açı doyurmayı, nerde bir zulüm var yardım etmeyi vicdanen baştan kabullenmişiz. Birileri sözüm ola saydığım o devletler bu değerleri bilmediklerinden öldürmek, aç bırakmak, evsiz bırakmak, yurtsuz bırakmak, katletmek, vurmak, öldürmek, dövmek…onların varlığını kuvvetlendirmesi nedeniyle onların vicdanını sızlatmıyor.

O yüzden onları anlamak biraz zor. Yaşamak için öldür olan bir anlayıştan, adamlık, insanlık beklemek yanlış olur. Yaşanan hadiseler bunların birer kanıtı. Öyle şeyler yapıyorlar ki çözmekte bile zorlanıyoruz. Yöneticilerimiz bu anlamda toplumun yanlış yönlendirilmesini engellemek adına algıyı iyi yönetmelidirler. Yönetmek içinde önce kendilerinin bu konulara vakıf olmaları da şart. İnsanlar sosyal medya üzerinden çok kolay olayı öğrenip yönlendirilebiliyor.

Bunun için algı sağlayıcı sahte hesaplar ile bizleri istedikleri tarafa çekebilmektedirler. Devlet ülkemizi silah ile, asker ile polis ile korumak isterse geriden gelir ve olayları anlayamaz. İstanbul’un bir valisi bir emniyet müdürü var ise siber ve istihbarat için de birer valisi emniyet müdürü olmalı. Savaşlar algı ile yapılıyor ise algı merkezleri ve bu işi iyi analiz eden sosyal toplum analizcileri olmalıdır var ise de daha da güçlendirilmelidirler.

İnsanların bir şey olduğunda cep telefonlarından anında olayları öğrendikleri bir dünyada nasıl olurda sanaldan uzak durabiliriz. İnsanların doğru habere ulaşmalarını sağlamak, nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini çok iyi yönetmeliyiz.

15 TEMMUZ bunun en iyi örneği değil mi.

Doğru kullanıldığında nasıl bir güç olduğunu o gün görmedik mi. Siber saldırılar ülkelerin birbirlerini yokladığı, uçakların it dalaşlarına benziyor. Bak seni istediğim an darmadağın ederim diye dalga geçiyorlar. Var olmak için yok etmek anlayışı hakimken dünyada adaletten, insanlıktan bahsetmek anlamsız kalıyor. Biz onların savaşını anlamak istiyor isek çok çalışmalıyız, üretmeliyiz, okumalıyız, ülkemizin birlik ve beraberliği noktasın da her daim bir olmasını bilmek zorundayız. Kendimiz içinde bazı öz eleştiriler yapmak zorundayız. Bizi biz yapan değerler sahip çıkmalıyız.

Vatan sevgisini, ahlak kurallarını küçük yaşta çocuklarımıza öğretmeliyiz. Yalan söylemenin, devlet malını kötü kullanmanın, yere çöp atmanın, yere tükürmenin, büyüklere saygı göstermenin, zor durumda kalana yardım etmenin….

Gerekliliklerini çok küçük yaşlarda insanlara işlememiz gerekiyor. Yani ilerde parayı görünce vatanını satan, parayı görünce torpil yapan, ahlak kurallarını ve din kurallarını unutarak kendi menfaatleri uğruna değişen kişiler istemiyor isek sağlam bir gençlik yetiştirmek zorundayız.

Tabi önce kendimiz öyle olmalıyız. Gereksiz boş diziler ile izleri ekran başına alan medya ya da yazıklar olsun. Yalan, sahtekarlık, kötü ahlak kuralları dizilerimizde kol gezerken bunu başarmak oldukça güç görünüyor. O kadar dizi var ki bu dediklerime uyan elimden gelse hepsini yayından kaldırmak isterdim.

Sahte evlilik programları, yarışmalar, diziler … var ki insanımızı adeta zehirliyorlar. Aslında şükür olgusunu hayatımızdan kaldırmak istiyorlar. Nasıl mı dizilerde herkes zengin, yakışıklı, güzel bakımlı olmuşken gençlik hep halinden şikâyet ediyor hale getirildi. Bu konu hem konumuz değil hem de çok uzun fazla girmek istemiyorum. Sonuç olarak istihbarat ve siber anlamında çok çalışmalıyız. Dünya düzeninden çok uzak kalmamalıyız.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.