Satranç oynarken karşınızdakinin hamlelerini bilirseniz, onunla kedinin fare ile oynadığı gibi oynarsınız.

Eğer rakip kuvvetli olursa onun yapacağı bir sonraki hamleyi çözmek oldukça zordur.

Her zorlu rakip size yeni bir şey öğretir. Bu işte çok iddialı olmak isterseniz Bir değil birden fazla hamleyi aynı anda düşünmeli ve rakibinde hamlelerini bir bir çürütmelisiniz. Gelelim esas konumuza! Etrafımız ateş çemberi! Her tarafımız ayrı bir sorun.

Bu kadar zor bir coğrafyada ayakta kalabilmek ve söz sahibi olmak isterseniz yaptığınız hamleler karşınızdakinin hesabını bozmalı ve ona yeni hamleler için ümit vermemelidir.. Çözüm süreci bakın nasıl işledi…

Terör örgütü silahlarını bırakıp gitmedi. HDP'liler sürekli gerginlik çıkardı. Onlarca kişi öldü. PKK ve HDP çözüm süreci boyunca bölgede istediği gibi at koşturdu. Hiçbir kanun ve kuralı tanımadı. Örgütlenmesini yaydı, dağa çıkan sayısını artırdı.

İşte Şanlıurfa'da iki polisin şehit edilmesiyle dondurulan çözüm sürecinin kronolojisi: 28 Aralık 2012: Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bir televizyon röportajında hükümetin İmralı ile görüşme yaptığını duyurdu. Bu görüşme "Çözüm Süreci" olarak adlandırıldı.

BAKALIM BİZ ÇÖZÜM SÜRECİ YÜRÜTÜRKEN PKK, İMRALI,HDP NELER YAPMIŞ

2009 2009 yılı Oslo görüşmeleri olarak adlandırılan MİT-pkk görüşmelerinin muhtemel başlangıç tarihi olarak addedilir. Görüşmelerin net olarak ne zaman başladığı bilinmese de 2009 ortaları olduğu yönünde görüşler vardır.

19 Ekim 2009: TERÖRİST BAŞI Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla 34 PKK üyesi Habur Sınır Kapısı'ndan girip teslim oldu. Gelenleri karşılamak üzere Şırnak'ın Silopi İlçesi'nde yaklaşık 50 bin kişi toplandı. .

2010 16 Ocak 2010: Beşir Atalay çözüm süreci doğrultusunda hazırlanan ve 4 ayrı mekanizmadan oluşan "İnsan Hakları Paketi"'nin başlıklarını açıkladı. Buna göre; cezaevlerinde Kürtçe gibi farklı ve dil lehçelerde görüşme yapılmasına imkân sağlandı, özel kanalların farklı dil ve lehçelerde 24 saat yayın yapmasına izin verildi, farklı dil ve lehçelerde enstitü, araştırma merkezi kurulması yönünde YÖK karar aldı, Yaşayan Diller Enstitüsü kuruldu, yol kontrollerinin azaltılması ve yayla yasaklarının asgari seviyeye indirilmesi yönünde valiliklere genelge gönderildi. 24 Ocak 2010: Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde AK Parti ilçe binasına molotof kokteyli saldırı düzenlendi.

 16 Nisan 2010: Terörist başı Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine Kandil'den gelen grup içerisinde bulunan Lütfü Taş, Öcalan için "Sayın" ifadesini kullandığı için 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

 1 Mayıs 2010: PKK'nın Tunceli'de karakol saldırısı sonucunda 4 asker hayatını kaybetti ve 7 asker yaralandı.

 18 Haziran 2010: Öcalan'ın çağrısıyla Kandil ve Mahmur'daki kamplardan gelen 34 kişiden 13'ü hakkında tutuklama kararı çıktı. BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız tutuklamalarla birlikte açılımın bittiğini söyledi.  13 Ağustos 2010: PKK 20 Eylül’e kadar eylemsizlik kararı aldığını duyurdu.

 23 Ekim 2010: BDP Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş, "PKK’nın ateşkesi 31 Ekim’de sona erecek. Önümüzde kısa bir süre kaldı. Bu sürenin barışa yönelik değerlendirilmesi gerekir. Aksi halde 1 Kasım’dan itibaren büyük şiddet olayları yaşanabilir. Hükümet bu süreci barışa yönelik değerlendirmelidir” dedi

 20 Ağustos 2012: PKK'nın Gaziantep'te düzenlediği saldırıda 10 kişi öldü, 9'u ağır 66 kişi yaralandı.

 2 Eylül 2012: PKK'nın Beytüşşebap ilçe merkezinde bulunan askeri birliğe yaptığı saldırı sonucunda 10 askerin öldürüldüğü, 7 askerin yaralandığı ve 20 PKK'lının da öldüğü açıklandı.

 8 Eylül 2012: TSK Hakkari-Yüksekova-Şemdinli üçgeninde bulunan PKK'lıları etkisiz hale getirmek için operasyon başlattı. Çatışmalarda 26 PKK'lı ve 2 asker hayatını kaybetti.  24 Eylül 2012: KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar, sürecin tıkanmasından hükümeti sorumlu tutarken, görüşmelerin yeniden başlamasını istediklerini açıkladı. Aydar Oslo sürecinin en hızlı yürüdüğü dönemin 2009 yılı olduğunu belirtti ve eylemsizlikiçinde bulundukları bu dönemde KCK tutuklamalarının başladığını ve bunun sürece ilk zarar veren olay olduğunu dile getirdi. 2013

 14 Şubat 2013: Hükümet ikinci BDP heyetinin İmralı'ya gidip Öcalan ile görüşeceğini duyurdu.

 26 Şubat 2013: TÜSİAD çözüm sürecine destek vereceklerini açıkladı. [42]

 28 Şubat 2013: Milliyet Gazetesi BDP heyeti ve Abdullah Öcalan arasında geçen görüşmenin detaylarını "İmralı Zabıtları" başlığıyla Namık Durukan imzalı bir haberle kamuoyuna açıkladı. Tutanaklarda Öcalan'ın BDP heyetine "Ne ev hapsi, ne de af. Bunlara gerek kalmayacak. Hepimiz özgür olacağız. Başarılı olursam ne KCK tutuklusu kalır, ne de başkası. Bu olmazsa 50 bin kişiyle halk savaşı olacak. Yalnız herkes bilmeli ki, ne eskisi gibi yaşayacağız, ne de eskisi gibi savaşacağız." söylediği ifade edildi.  20 Nisan 2013: Sırrı Süreyya Önder PKK'nın geri çekilmesinin 8 ila 10 gün içerisinde başlayacağını duyurdu.

 25 Nisan 2013: PKK 8 Mayıs'ta Türkiye topraklarındaki bütün silahlı güçlerini Irak'a çekeceğini duyurdu.

 AMA NAFİLE NE ÇEKİLEN OLDU,NE DE SİLAH BIRAKAN OLDU…………

 2 Temmuz 2013: Çözüm süreciyle ilgili görüşmelerin başladığı tarihten sonra ilk kez Diyarbakır Lice'de bir gösterici hayatını kaybetti. Bu durum basında "Çözüm sürecinde güven bunalımı" şeklinde yorumlandı.

 7 Ağustos 2013: BDP milletvekili Pervin Buldan PKK üyelerinin dağdan inip siyaset yapmaları gerektiğini söyledi.  25 Eylül 2013: KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık hükümetin Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmelerin diyalog aşamasından müzakere aşamasına geçmemesi durumunda ve hükümetin adım atmaması durumunda süreci bitireceklerini açıkladı.

 1 Ekim 2013: Başbakan Erdoğan, demokratikleşme paketini açıkladı. Pakette çözüm süreciyle ilgili farklı dilde eğitim, seçim barajında değişiklik, eski köy isimlerinin verilmesi, öğrenci andının kaldırılması, "x, w, q" harflerinin kullanılabilmesi gibi yenilikler olduğu belirtildi.

 2 Aralık 2013: "Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi" amacıyla kurulan meclis araştırma komisyonu çözüm süreciyle ilgili 450 sayfalık bir rapor açıkladı.

 17 Aralık 2013: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine Türkçe ile birlikte Kürtçe "Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi" yazılı yeni bir tabela eklendi 2014

 3 Ocak 2014: Türkiye'de Kürdistan adıyla ilk siyasi parti kuruldu.

 11 Mayıs 2014: Sait Elçi ve arkadaşları tarafından 1965 yılında kurulan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) 48 yıl aradan sonra tekrar yasal alana çıkma hazırlıklarına başladı.

 9 Haziran 2014: Diyarbakır Lice'de gösteri yapan bir grup, 2. Hava Kuvveti Komutanlığı'nın arka kapısının olduğu bölgedeki duvardan atlayarak kışla içinde direkteki Türk bayrağını indirdi.

 1 Temmuz 2014: KCK davasında 30 kişi tahliye edildi.  8 Temmuz 2014: HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, barışın sağlanması için TERÖRİST BAŞI,Öcalan dahil siyasi mahkumların bırakılması, TMK'nın lağvedilmesi ve anadilde eğitimin önünün acilen açılması gerektiğini söyledi.

 10 Temmuz 2014: Cemil Bayık, PKK’nın tamamen silah bırakması için öne sürdükleri şartların en başında "Öcalan’a özgürlük" ve "anayasal güvence" olduğunu açıkladı.  11 Temmuz 2014: Diyarbakır'da görülen KCK ana davasında tutuklu bulunan iki sanık daha tahliye edildi. Dava kapsamında tutuklu kalmadı. HEPSİNİ SALDIK DIŞARDA TERÖR YAPSINLAR DİYE….

 16 Temmuz 2014: 11 Temmuz'da TBMM'den Cumhurbaşkanı onayına gönderilen çözüm süreci ile ilgili kanun 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak "Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" adıyla Resmi Gazete'de yayınlanarak yasalaştı.

 18 Ağustos 2014: Diyarbakır Lice'de PKK'nın ilk kurucularından Mahsum Korkmaz adına dikilen heykel mahkeme kararıyla yıkıldı. KCK heykelden haberlerinin olmadığını açıkladı.

 30 Ağustos 2014: Genelkurmay Başkanı Necdet Özel "Hükümet yol haritasını bize vermedi, basından öğreniyoruz. Keşke görüşümüz sorulsaydı. Hükümet silahsız çözüleceğini söyledi, analar ağlamasın isteriz. Çözüm sürecinde kımızı çizgiler aşılırsa gerekli cevabı veririz" dedi.

 6 Ekim 2014: Abdullah Öcalan çözüm sürecinde yeni adımlar atılması için hükümete 15 Ekim 2014'e kadar süre verdi.

 7 Ekim 2014: HDP, IŞİD tarafından kuşatılan Suriye'deki Kürt kenti Kobanê için "Kobani'nin düşmesi durumunda çözüm süreceğinin biteceğini" belirtti.

 8-9-10 Ekim 2014: Yurt genelinde IŞİD ve Kobani protestoları sonucunda toplam 34 kişi hayatını kaybetti. Bingöl İl Emniyet Müdürü'ne yönelik silahlı saldırıda, Emniyet Müdür Yardımcısı ve bir başkomiser hayatını kaybetti. Yurt genelinde 'terör örgütü adına suç işlemek', 'kamu görevlilerine direnmek', 'mala zarar verme' ve 'yağma' suçlamalarından 112 kişi tutuklandı.TERÖRİST BAŞI Abdullah Öcalan Kobani ile çözüm sürecinin ayrılmaz bir bütün olduğunu söyledi.

 11 Ekim 2014: KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Kobani ve Türkiye'de yaşananlardan hükümeti sorumlu tuttu ve Meclis'ten geçen tezkerenin bir savaş ilanı olduğunu, bu nedenle de çektikleri bütün birlikleri Türkiye'ye geri gönderdiklerini söyledi.

 25 Ekim 2014: Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde PKK'nın saldırısına uğrayan 3 asker hayatını kaybetti.

 5 Kasım 2014: HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, çözüm sürecinin Öcalan ya da hükümet 'bitti' demedikçe devam edeceğini söyledi.

 8 Kasım 2014: Şırnak Belediye Meclisi şehir merkezindeki 12 mahalle ve iki meydanın isimlerini Kürtçe isimlerle değiştirme kararı aldığını açıkladı. 2015

 23 Ocak 2015: HDP heyeti İmralı ile Kandil arasında mekik dokumaya başladı. Hükümet çözüm sürecine dönüş için Öcalan’dan PKK’ya Türkiye’de silahlı mücadeleye son çağrısı yapmasını istedi. Öcalan bu çağrı için kadın haklarından, çevre sorunlarına kadar her konuda adımlar atılmasını isteyen bir metin yazdı. Kandil bu adımların silah bırakmanın ön şartı olmasında ısrarcı oldu. Hükümet bu genel bir demokratikleşme programını içeren 10 maddenin ön şart olmasını PKK’nın silah bırakmamaya bahane olarak kullandığını düşünerek karşı çıktı.

 9 Şubat 2015: Meclis’e gelen "İç Güvenlik Paketi" görüşülmesi ikinci kez ertelendi.

 15 Şubat 2015: HDP’nin İmralı-Kandil temasları arttı. Kandil, İç güvenlik Paketi’nin sürece zarar vereceğini açıkladı.

 17 Şubat 2015: Selahattin Demirtaş: “terörist başı Öcalan’ın çağrı yapması için hükümet önce 10 maddelik ev ödevini yapmalı, onlar açıklamazsa biz açıklarız” dedi. 25 Şubat 2015: Demirtaş, CNN Türk’te terörist başı Öcalan’ın silah bırakma çağrısı yapmak için ön şart olarak ortaya koyduğunu söylediği 10 maddeyi açıkladı. “Öcalan şartlı silah bırakma çağrısı yaptı” dedi.

 28 Şubat 2015: Öcalan’ın PKK’ya silahsızlanma kongresi için yapacağı çağrının üzerinde Kandil ve İmralı anlaştı. Geniş bir demokratikleşme programını içeren 10 madde silah bırakmak için ön şart yapılmadı, bu maddelerin hayata geçirileceğinin garantisi olarak da hükümetin olduğu bir toplantıda okunmasına karar verildi. Dolmabahçe Sarayı’nda Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Öcalan’la görüşmeleri yürüten eski MİT başkan yardımcısı, Kamu Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu ve İmralı Heyeti’nden Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan ve İdris Baluken’in olduğu toplantıda Öcalan’ın PKK’ya silahsızlanma kongresi toplama çağrısı Sırrı Süreyya Önder tarafından okundu.

 28 Şubat 2015: Tarihi açıklamaya 20 dakika sonra canlı yayında ilk tepki HDP lideri Demirtaş’tan geldi. Demirtaş İç Güvenlik Paketi’ni öne sürerek “Hükümet bir yandan pakette ısrar edip bir yandan demokratikleşmede ilerleme sağlıyorum diyemez. Bu tasarı barış getirecek bir yasa tasarısı değildir. Barışa uzaklaşacağım diye çalışmıyoruz, Barışı çokarzuluyoruz. Hükümet yürüttüğü politikayla, zerre kadar umut vermiyor, barışa yaklaşmıyor” dedi.

 28 Şubat 2015: Aynı gün açıklama yapan PKK yöneticisi Mustafa Karasu: “AKP Hükümeti Önderliğin ortaya koyduğu 10 başlıkta müzakere edip sorunu çözecek midir, çözmeyecek midir? Bu sorunun cevabı çok önemlidir. Bu sorun çözülmeden PKK silah bırakacak, PKK Kongresini yapıp silah bırakma kararı alacak biçimindeki yaklaşımlar demagojidir, aldatmak ve sorunu çarpıtmaktır”

 11 Mart 2015: Dolmabahçe üzerine IMC TV’de Banu Güven’e Kandil’de konuşan KCK eşbaşkanları Cemil Bayık ve Bese Hozat: “PKK silah bırakacak açıklamaları seçim propagandasıdır. Silahların bırakılması, ancak Öcalan’ın bizzat katılacağı bir kongrede karara bağlanabilir. Yani PKK bu kararı Öcalan serbest kalmadan açıklamayacak. Bu adımlar atılmadan hareketimize, halka, Türkiye demokrasi güçlerine güven vermeden kongrenin toplanması, kongrenin onların belirttiği gibi kararlar alması düşünülemez.”

 17 Mart 2015: Seçime parti olarak girme kararı veren HDP lideri Demirtaş partisinin Meclis grup toplantısında kürsüye çıkıp üç cümlelik bir konuşma yaptı: Seni başkan yaptırmayacağız. Seni başkan yaptırmayacağız. Seni başkan yaptırmayacağız.

 18 Mart 2015: İzleme Komitesi’nde yer alacağı iddia edilen isimler medyada yer aldı. 20 Mart 2015: Cumhurbaşkanı Erdoğan izleme komitesine olumlu bakmadığını açıkladı: Ben gazetelerden okuyorum. Böyle bir şeyden doğrusu benim haberim yok. Şunu da çok net söylüyorum ben olumlu bakmıyorum. Bunlar doğru şeyler değil. Bu işler istihbarat teşkilatlarıyla yürür”

 21 Mart 2015: Diyarbakır Newroz’unda mektubu okunan Öcalan PKK’ya silahsızlanma kongresi çağrısı yaptı ama yeni bir ön şart öne sürerek: Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu: “Deklarasyon gereği ilkelerde mutabakat oluşmasıyla birlikte PKK'nin Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yaklaşık kırk yıldır yürüttüğü silahlı olan mücadeleyi sonlandırmak ve yeni dönemin ruhuna uygun siyasal ve toplumsal strateji ve taktiklerini belirlemek için bir kongre yapmalarını gerekli ve tarihi görmekteyim. Umarım ilkesel mutabakata en kısa sürede varıp Parlamento üyeleri ve İzleme Heyetinden teşkil edilen bir Hakikat ve Yüzleşme komisyonundan geçerek bu kongreyi başarıyla realize etme durumunu yaşarız. Bu kongremizle birlikte artık yeni dönem başlamaktadır”

 22 Mart 2015: Ukrayna dönüşü uçakta konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan Dolmabahçe açıklamasını doğru bulmadığını söyledi: “Bir metin okunmadı, iki metin okundu. Onların okuduğu metinle Yalçın Bey’in okuduğu metin birbirinden tamamen ayrı.

Aynı metin değildi dikkat ederseniz. Ben oradaki toplantıyı da doğru bulmuyorum. Çünkü bu toplantıda hükümetin Başbakan Yardımcısı’yla şu an parlamento içinde olan bir grubun yan yana o resmi vermesini ben şahsen doğru bulmuyorum. Daha önceleri gerektiğinde bir arkadaşımız onlarla görüşmeler yapar ve açıklama yapılırdı.

Ama o toplantıda olduğu gibi medyanın karşısına çıkmak suretiyle, iki ayrı metin deklare edilmiyordu. Böyle bir şey hiçyaşanmamıştır. Bunu doğru bulmuyorum. Açıklanan 10 maddelik metne gelince; o metinde bir demokrasi çağrısı yok. Bu metnin demokrasi adına neresini kabul edeceğim? Metni incelersek oradaki konuların çoğunun demokrasiyle falan yakından uzaktan alakası yok. Hala yeni yeni talepler ortaya çıkıyor. Daha sonra Başbakan Yardımcımızın yaptığı bir açıklama var. Onların tamamen aksine. Yani birbiriyle tamamen örtüşen bir şey yok. O zaman neyi görüştüler? Buna ortak bir deklarasyon diyebilir misiniz? Böyle bir şey var mı?”

 11 Nisan 2015: Ağrı'da PKK ile askerler arasında çatışma çıktı. 4 asker yaralandı. [82]

 05 Mayıs 2015: KCK Eşbaşkanı Bese Hozat konuştu: "Bizim şu anda kongreyi toplama gibi bir gündemimiz yok. Çünkü, bu süreç işlemedi ve hiçbir adım atılmadı. Bırakalım müzakereyi, diyalog süreci de ortadan kaldırıldı. Bir aydır önderliğimiz ile görüşme olmuyor, heyet önderliğimizin yanına gitmiyor. PKK devletin atacağı adımlar üzerinden kongreyi toplayacaktı. Biz kongreyi gündemden çıkardık. Kürt sorunu çözülmeden PKK böyle bir kongre yapmaz. Kürt kimliği tanınmadan, bu temelde anayasa değiştirmeden ve Kürtlerin statüsünü kabul etmeden böyle bir kongreye asla toplayamaz.

Öcalan'ın bir taraf olarak resmi kabul edilmesi gerekiyor."

 7 Haziran 2015: sert bir seçim kampanyasının ardından HDP yüzde 13 oyla barajı geçip 80 vekil çıkardı.

Yüzde 41’de kalan AK Parti tek başına iktidar olamadı.

 12 Haziran 2015: Seçimlerden sonra Demirtaş'ın Öcalan'ın çağrısıyla PKK'nın silah bırakabileceği açıklamasına KCK cevap verdi: “Şunu açıkça vurgulamalıyız ki, PKK'nın Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi bırakma konusu ve bunun iradesi tamamen bize aittir.

Şunu herkes bilmelidir ki HDP, PKK’nin yasal partisi değildir. Dolayısıyla böyle bir çağrıyı HDP yapamayacağı gibi, mevcut İmralı koşullarında bulunan Abdullah Öcalan'ın böyle bir çağrıyı yapması mümkün değildir. HDP’nin ve Öcalan'ın 'silah bırak' çağrısı yapmasını beklemek ve bu yönlü dayatmalarda bulunmak çözümsüzlükte ısrardır ve bunu da hareketimizin kabul etmesi mümkün değildir. Bu tutumumuz ne Öcalan'ı dinlememek, ne de HDP’nin politika yürütmesinin önünü almaktadır"

 26 Haziran 2015: Cumhurbaşkanı Erdoğan, PYD’nin Suriye’nin güneyinde devlet kurma girişimleri, Türkiye’nin askeri müdahalesi tartışmaları üzerine konuştu: Tüm dünyaya sesleniyorum. Bedeli ne olursa olsun, Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin güneyinde bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz"

 29 Haziran 2015: Karayılan: Açıkça söyleyeyim, eğer onlar Rojava’ya müdahale ederlerse biz de onlara müdahale ederiz; o zaman Türkiye’nin tümü bir savaş sahasına dönüşür. Türkiye yetkilileri halkımızın 6-7-8 Ekim’deki kalkışını unutmamalıdır. Halkımızın o büyük başkaldırısını, içinde geliştiği ortamı uygun görmeyen Önder Apo’nun ancak durdurabildiği iyi biliniyor. Açık ki bu halk böyle bir müdahaleye müsaade etmez. Kısaca böyle bir müdahale kararı Türkiye için stratejik bir karar olur, Kürt halkı için de yeni bir dönem başlamış olur. Biz bu konuda kimseye yalvaracak değiliz. Kendileri bilir. Yaparlarsa Kürt halkı olarak elbette bizim de yapacaklarımız olur.”

 11 Temmuz 2015: KCK barajları gerekçe göstererek ateşkesi bitirdiğini açıkladı: “Özgürlük hareketimizin titiz tavrı istismar edildi. Barajlar ve baraj yapımında kullanılan araçlar gerilla güçlerimizin hedefinde olacaktır. Her tutuklama artık gerilla için bir misilleme nedeni olacaktır. Özgürlük Hareketimiz artık ateşkes tutumunun istismar edilmesini kabul etmeyecek, oyalama yaparak Kürt sorununu çözümsüz bırakan politikalara karşı da tutumunu koyacaktır.”

 14 Temmuz 2015: KCK Eşbaşkanı Bese Hozat, Özgür Gündem gazetesine “Yeni Süreç: Devrimci Halk Savaşıdır" başlıklı bir yazı yazdı. Hozat “devrimci halk savaşı ve serhıldan” çağrısı yaptı.  20 Temmuz 2015: Suruş’ta Kobani’ye gitmek için toplanan SDGH’li gençlerin açıklama yaptığı sırada bir IŞİD’li canlı bomba kendini patlattı, 32 kişi hayatını kaybetti.  20 Temmuz 2015: Adıyaman'da PKK'lılar ile askerler arasındaki çatışmada Uzman Onbaşı Müsellim Ünal hayatını kaybetti.

 20 Temmuz 2015: KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık halkı silahlanmaya ve tünel ve siper hazırlamaya çağırdı: “Halkımız meşru savunma örgütlenmesini ve bilincini de geliştirmeli. Bu sadece askeri güçlerin büyütülmesi temelinde değil, halk olarak meşru savunmasını geliştirmeli. Tüm halkımız silah almalı, bu temelde kendini eğitmeli ve örgütlemeli. DAIŞ ve sömürgeci tüm güçlerin her türlü saldırısına karşı köylerde, kentlerde, mahallelerde yer altı sistemi, tüneller, mevzi sistemi geliştirmeli”

 22 Temmuz 2015: Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde görevli polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar sabaha karşı yataklarında uyurken infaz edildi. Fırat Haber Ajansı'nda yer alan HPG Basın İrtibat Merkezi’nden yapılan açıklamada şöyle dendi: “22 Temmuz günü bir Apocu fedai timi, Suruç katliamına misilleme olarak bugün sabah 06.00 sularında Ceylanpınar’da DAİŞ çeteleriyle işbirliği içinde olan iki polise karşı bir cezalandırma eylemi gerçekleştirmiştir”

 22 Temmuz 2015: Adana'da Kalem-Der üyesi Ethem Türkben hamile eşi ve 3 çocuğunun gözleri önünde IŞİD’çi olduğu iddiasıyla öldürüldü.

 23 Temmuz 2015: Diyarbakır'da trafik kazası ihbarına giden polis ekibine pusu kuruldu, polis memuru Tansu Aydın saldırıda hayatını kaybetti, 1 polis de yaralandı.

 23 Temmuz 2015: Kilis’in Elbeyli ilçesinde bulunan Dağ Hudut Karakolu’na Suriye tarafındaki IŞİD’çiler ateş açtı.

Saldırıda astsubay Yalçın Nane hayatını kaybetti.  24 Temmuz 2015: TSK’ya bağlı jetler Kuzey Suriye’de IŞİD, Kuzey Irak’a PKK hedeflerine hava operasyonu düzenledi. Bu 3 yıl sonra PKK’ya yapılan ilk askeri operasyondu…. Son acımız DAĞLICA ve 16 şehit,16 ana yavrusu,16 tana mehmetcik,16 yuvası yıkılan aile….dilerimde son olur.Biz çözüm süreci derken onlarca adım atarken, pkk ve yandaşlarından verilen sözlerin hiç biri tutulmamıştır.

Silahların sustuğu zaman diliminde MİT de dinlenmeye çekilmiş, piknik yapmışlar,istihbarat adına hiç adım atmamışlar sanırım. Devlet ve birimleri söz konusu vatanken zafiyet edercesine bi güzel uyurken, amaçları bile olmayan hayalden ibaret pkk ve yandaşları ise Mağaralarda hayvan gibi yaşayarak saklanmış silah sevkiyatı yaparak gücüne güç katmış, askeri malzeme ve terörist sayısıda günbegün artmış.

Bu kadar hareket olurken bizde KCK’ lıları salarak şehir yapılanmanızda geri kalmasın der gibi salıvermişiz şehirlere. Sen kalkacaksın 300 kişilik bir ekiple daha önce defalarca saldırıya maruz kalmasına aynı senaryoyu bir kez daha bize seyrettirircesine 16 vatan evladını şehit edeceksin. Eyyyyyyyy hükümet eyyyy MİT sen ne yaparsın ki 300 kişilik bir domuz sürüsünün istihbaratını alamamışsın.

Bu kadar mı aciziz. Termal kameraların yok mu senin, heronların yok mu senin, neyin yok ki bu kadar pervasızca harekat ediyorsun. İnanın anlamakta zorlanıyorum. Biz silahlar sustu diye herhalde oyuna dalmışız.

Bak düşman uyumuyor, hem de bir hiç uğruna, dağlarda hayvan gibi yaşayarak boş hayal için geberip gidiyor. Hey hat aklım almıyor, canım sıkılıyor, kendimi zor tutuyorum.

Üstte derlediğim bilgide gördüğünüz gibi pkk hiç ateşkes de yapmış değil, ama biz çözüm de çözüm. Silahların biraz susmasından başka bu zaman diliminde aldığın kazanım nedir soruyorum yetkililere.

Bu kadar başıboşluluk olur mu hiç. Ne yaparsanız yapın bu vatan topraklarının bir karışı bile size nasip olmayacaktır. Tüm dünya bir araya gelse gene yok. Biz ölsek şehit, yaralansak sakat kalsak gazi oluruz.

Siz ne oluyorsunuz peki ,ben söyleyeyim sadece cehenneme odun olursun ey kendini bilmez it sürüsü. Büyük Türkiye olmak için büyük olduğumuza önce kendimiz inanmalıyız. Ülkemizi sevmeli, bir karış toprak namustur diyebilmeli, birlik ve beraberliğimizi muhafaza temel görevimiz olmalıdır. Zalimin zulmüne sessiz kalmak bizim gibi büyük bir devlete yakışmaz.

Şunu da söylemeden geçemem. Bizi bizden başkası da emin olunki yıkamaz. Bunu 1. Dünya Savaşı’nda zaten tüm dünyaya gösterdik. Milli meselelerimizde birlik olmalı ve dik durmalıyız. Bunu yapan milletler bugün daha güçlüler.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.