Kimi tarihler vardır; hem insan hem de millet hayatında taşıdıkları önem dolayısıyla unutulmaları mümkün değildir. İşte 28 Şubat ve 25 Mart tarihleri bu kabil tarihlerdendir.

28 Şubat’ın (1997) üzerinden on dokuz sene geçti. Seney-i devriyesini henüz idrak ettiğimiz bu tarih ordu içerisindeki bir azınlığın post-modern usullerle milletin iradesine tecavüz ettiği tarihtir.

Bir taraftan oyuncu kadrosu Fadime Şahin-Müslüm Gündüz-Ali Kalkancı’dan oluşan dindarları itibarsızlaştırıcı senaryo, televizyon kanalları vasıtasıyla ülke gündemine servis ediliyor, diğer taraftan da Sincan’da tanklar yürütülmek suretiyle korku hâkim kılınmaya çalışılıyordu.

 Dönemin seçilmiş hükümetinin (Refah-Yol Hükümeti) ortakları ise toplum mühendisliği teknikleri kullanılarak iradelerine ipotek konulmasına karşı mutlak bir teslimiyet içinde. Meclisin diğer sakinleri ise birisi hariç durumdan şikâyetçi olmak bir yana neredeyse alkış pozisyonunda.

Sürece “Namlusunu milletine çevirmiş tanka selam durmam” ve “Türkiye İran olmaz, Cezayir olmaz. Ancak Türkiye’de Suriye tipi BAAS’çı bir yapılanmaya da biz müsaade etmeyiz” diyerek, milleti namına meydan okuyan irade ise Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu’ndan başkası değildi.

Yazının devamı için tıklayın
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.